Tüm zorlu süreçlerde İzmir örgütü olarak birlik ve
beraberlik içinde olduklarını vurgulayan Başkan Güç, İzmir örgütünün 2 ay içinde geldiği
noktaya dikkat çekti. Kocaoğlu ise geçmişte yaşadığı hukuki süreci anlatarak Cemil Tugay’ın
AKP ile hareket etmesini eleştirdi.
YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı için gerçekleştirilecek ön seçim öncesinde il başkanlığına aday
olan YENİ Parti İzmir Kurucu İl Başkanı Çağatay Güç ve İzmir Büyükşehir Belediyesi eski
Başkanı Aziz Kocaoğlu, Bayraklı’daki Tepekule Kongre Merkezi’nde adaylık konuşmalarını
gerçekleştirdi. YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin’in yanı sıra YENİ Parti İzmir
milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları, kadın ve gençlik kolları temsilcileri, diğer
siyasi partilerin temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı programda
konuşan Güç, örgütün zorlu süreçlerde verdiği mücadeleye, partinin büyüme sürecine ve iktidar
hedefine dikkat çekti. Gençlere ve emekçilere yönelik mesajlar veren Güç, İzmir örgütünün
çalışmalarını ve yeni döneme ilişkin hazırlıklarını anlatarak birlik, dayanışma ve ortak akıl
vurgusu yaptı. Aziz Kocaoğlu ise siyasete girişinden belediye başkanlığı dönemine uzanan
deneyimlerini paylaşarak geçmişte yaşadığı hukuki süreci ve İzmir’in yerel kalkınma
mücadelesini anlattı. Kocaoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP ile
hareket etmesini de eleştirdi.
BAŞKAN GÜÇ: “EMANETİN BÜYÜKLÜĞÜNÜN FARKINDAYIZ”
Ülkenin gençlere emanet edildiğini ve onları yetiştiren anne babalara karşı büyük bir sorumluluk
taşıdıklarını vurgulayan Başkan Güç, “Sözlerime başlamadan önce, bugün bu salonda ve yarın
tüm ilçelerimizde bu büyük organizasyonu, YENİ Partimizin İzmir'deki kuruluş, milletimizin
kurtuluş kongresini hazırlayan il yönetimimize, ilçe başkanlarımıza ve yönetimlerine, gençlik
kollarımıza, kadın kollarımıza ve tüm örgütümüze yürekten teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz, iyi
ki geldiniz, iyi ki varsınız! Milletçe bu zor günlerden geçerken, gençlerimize ve tüm
büyüklerimize dair birkaç şey söylemek istiyorum. Önce gençlerimize... Sevgili gençler, genç
kardeşlerim! Siz bize enerji veriyorsunuz! Siz bize mücadele azmi veriyorsunuz! Sizi gördükçe
yorgunluğumuzu unutuyoruz. Hepiniz bizim yarınlarımızsınız! Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı
sizin omuzlarınızda yükselecek! Atamız, Cumhuriyet'i Gençliğe Hitabe ile size emanet etti. Biz o
emanetin ne kadar büyük olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Ve söz veriyoruz: Bu
emaneti sizin umudunuzla büyüteceğiz! Gençliğin işsizlikle, umutsuzlukla, gurbetle sınanmadığı
bir Türkiye kuracağız! Sizinle gurur duyuyoruz! Yolumuz açık olsun! Şimdi de o iki büyük
çınara... Annelerimize ve babalarımıza. Sahada, mitinglerde, köy meydanlarında, pazar
yerlerinde, ne zaman yorulsak, bir köşeden bize şefkatle bakan bir çift göz buluruz. Bazen bir
teyzemizin, bazen bir amcamızın gözleri... Beni yanlarına çağırırlar. Ellerini öptüğümde duayı
eksik etmezler. Kimi bağrına basar, kimi omzuma dokunup ‘Evladım, sakın yorulma, sakın
vazgeçmeyin’ der. O dua, o sıcaklık yorgunluğumuzu alıp götürür. Ve ellerini sıktığımız an
anlarız: O nasırlı el, koca bir ömrün hikâyesini anlatır. Kimi tarlada, kimi atölyede. Kimi
fabrikada, kimi dükkânda. Alın teriyle ekmeğini kazanan, kimseye eğilmeyen insanlarımız onlar!
Bu ülkeyi omuzlarında taşıyan emekçilerimizdir! Sizin duanız bizimle oldukça, sizin emeğiniz bu
ülkede oldukça, boynumuz hiçbir zaman bükülmeyecek! İyi ki varsınız. Ellerinizden öpüyoruz”
dedi.
BAŞKAN GÜÇ: “İKTİDARI BİZ YENDİK YENMEYE DEVAM EDECEĞİZ VE MİLLETİMİZİ
İKTİDAR YAPACAĞIZ”
Özgür Özel liderliğinde uzun bir aradan sonra seçimde galibiyet elde edildiğini söyleyen Başkan
Güç, “Değerli İzmirliler, yıllarca seçime giren, kazandığı her seçimi kutsallaştırıp kaybettiği her
seçimde seçmenin iradesini gasp eden, kul hakkı yiyen bir iktidarın sonuna gelmiş bulunuyoruz.
Genel Başkanımız Özgür Özel'le birlikte kazandığımız zafer ve ardından yaşanan tüm süreç,
bize bir kez daha gösterdi ki siyaset sokakta yapılır. Milletle yapılır, millet için yapılır! Tarihimiz,
zor zamanlarda milletiyle bütünleşen liderlerin başarılarıyla doludur. Biz kendimizi önce Allaha,
sonra milletimize emanet ettik. İktidara yürüyoruz, iktidara! 2019 seçimleriyle başlayan, 2024
yerel seçim zaferiyle devam eden süreç, 19 Mart darbesiyle yıllarca unutulmayacak tarihî bir
sürecin başlangıcı oldu. Buradan tutuklu gazetecilerimize, siyasetçilerimize selam olsun! Tutuklu
tüm belediye başkanlarımıza selam olsun! 47 yıl sonra bize zaferi getiren liderimiz Sayın Özgür
Özel, 38. Olağan Kurultay'la birlikte Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinin en büyük mücadelesini
başlattı. Önce kurultayı kazandı. Sonra girdiği ilk seçimden büyük bir zaferle çıktı. Ardından
yaşanan 19 Mart darbesiyle siyasi tarihimizde görülmemiş, bir daha da görülmeyecek olan bir
mücadelenin başına geçti. Ve bu mücadele bize şunu gösterdi: Yıllarca, onlarca seçimde
kaderimizmiş gibi sunulan yenilgi artık lügatımızdan çıkmıştır! Bize hiç kimse yenilgiyi
öğretemeyecek, kabul ettiremeyecek! Bizler vazgeçmeyenleriz. ‘Umutsuz durumlar yoktur,
umutsuz insanlar vardır. Ben umudumu hiçbir zaman kaybetmedim’ diyen Ulu Önder Mustafa
Kemal Atatürk'ün evlatlarıyız. İktidarın ve aparatlarının bize biçtiği muhalefet gömleğini yırttık,
attık. Ateşten gömleği giydik. Ve işte karşınızdayız: Hep birlikte iktidara yürüyoruz! İktidara
yürüyoruz. İktidara” diye konuştu.
BAŞKAN GÜÇ: “SİYASET SİMSARLARININ ÜLKEMİZE BİR FAYDASI YOK, MİLLETİMİZİ DE
ÇOK YORDULAR”
Siyaseti kapalı kapılar ardından değil, açık olarak yapmaktan yana olduğunu belirten Başkan
Güç, “Değerli örgütümüz! Bu büyük mücadelenin lideri Genel Başkanımız Özgür Özel'in hep
yanında olduk, taraf olduk; bundan sonra da birlikte olacağız. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem
İmamoğlu'nun yanındaydık; bundan sonra da yanında olacağız! Ben memur çocuğuyum. Ben
adam satmam! Biz ahlaklı olmayı annemizden, babamızdan öğrendik. Kurnazlığı, tilkiliği, siyaset
simsarlığını bilmeyiz. Ben toplumsal çıkarları düşünenlerdenim. Siyaset simsarlarının,
‘tecrübeliyiz’ diyen profesyonel siyasetçilerin bu ülkeye hiçbir faydası yoktur. Siyaseti açık açık
yapacağız, arkadan iş çevirmeyeceğiz. Çünkü bu ülkeye, bu ülkenin geleceğine bir borcumuz
var. Çünkü bu ülke ancak ahlaklı ve dürüst insanlarla kalkınacaktır” ifadelerini kullandı.
BAŞKAN GÜÇ: “BİZ ORADAYDIK. HER ANINDA ORADAYDIK. İZMİR OLARAK GÜÇ BİRLİĞİ
YAPTIK”
Mutlak butlan sürecinin her aşamasında örgütle birlikte sahada olduklarını vurgulayan Başkan
Güç, “Değerli yol arkadaşlarım, biz değişim için yola çıktık! Bu ülkenin kaderini değiştirmek için
yola çıktık! Gencin, kadının, emekçinin, çiftçinin, emeklinin umudu olmak için yola çıktık! Ve
söylemek istiyorum: Kolay bir yıl geçirmedik. Örgüt dağınıktı. Üyeler örgüt aidiyetini sorgular
olmuştu. Belediye başkanları küstü. İlçe başkanları küstü. Herkes herkesle kavgalıydı. Biz önce
güveni yeniden kurduk! 6 ay içinde tüm ilçeleri 3 kez gezdik! Sonra butlan süreci başladı. O
süreçte oradaydık. Örgüt oradaydı. Butlan kararı açıklandığında ilk sesi İzmir İl Başkanlığı
olarak biz yükselttik. Biz oradaydık! Genel Başkanımızı ilk İzmir'de ağırladık! On binlerce insan
Kordon'da sel olup yürürken, Genel Başkanımızı gururla karşılamak için biz yine oradaydık!
Genel merkezi sis bombalarıyla, plastik mermilerle işgal ettiklerinde biz oradaydık! Liderimiz
Özgür Özel'in önderliğinde yola çıktık, yürüdük. Yağmurda yürüdük. On binler olduk, sel olduk,
yürüdük! Oradaydım! O gururlu yolda yürümeye devam edeceğim! Ankara’da on binlerce
yurttaşımızla buluştuk. Liderimiz Özgür Özel'le Atamızın evine, Anıtkabir'e yürürken yüz binler
olduk! Biz gene oradaydık” şeklinde konuştu.
BAŞKAN GÜÇ: “TARİHİN EN ZORLU SÜREÇLERİNDEN BAŞARIYLA GEÇTİK, TEK
HEDEFİMİZ İKTİDAR”
CHP’nin seçilmiş kadroları ve YENİ Parti İzmir il örgütü olarak çok zorlu süreçlerden başarıyla
geçtiklerini aktaran Başkan Güç, “İl binamızı haftalarca 24 saat beklerken il yönetimimizle, ilçe
başkanlarımızla ve örgütümüzle oradaydık. Zorbalarla işgal ederlerken hepimiz oradaydık!
Butlan sürecinde il binasını beklerken Mesut abi, sen de oradaydın; plastik sandalyede
uyuyakaldın. Orada değil miydin abi? Murat Başkan, sen de orada değil miydin? Uykusuz 40
saat nöbet tuttun. Dolunay Başkan Çeşmeden gelip nöbet tuttu. Kınık'tan Hasan Başkan geldi.
Beydağdan Zeki Başkan geldi. Hepimiz oradaydık! Biz oradaydık, biz. Örgüt oradaydı.
Eşkıyalar yüzünden kavga ede ede çıkmak zorunda kaldık. İlk kapılarını Konak İlçe açtı. Serkan
Başkan hemen, tereddütsüz kapılarını açtı. Bu örgüt öyle basite indirgenecek bir süreç
atlatmadı. Bir yandan AKP ile uğraştık. Bir yandan butlancılarla uğraştık. Bir yandan Cemil
Tugayın AKP'ye geçişiyle uğraştık. Bir yandan yalaklarla uğraştık. Bir yandan da içimizdeki
hainlerle uğraştık! Üstüne bir de çok bilen çıkıp akıl verenlerle uğraştık. Ama tarihin en zor
dönemini bu il yöneticisi arkadaşlarımızla biz geçirdik! İlçe başkanlarımızla biz geçirdik! Belediye
başkanlarımızla biz geçirdik! İzmir gibi bir kentte örgüt dağılmadan, sapasağlam ayakta kaldıysa
bunu bu arkadaşlarımız başardı. Bu iş ahkâm kesmekle olmaz. Çok bilmişlikle olmaz. Kibirle hiç
olmaz! Ortak akılla olur, istişareyle olur, nezaketle olur. Mücadeleyle olur, bilgiyle olur, örgüte
inanmakla olur. İnsanları insan oldukları için, hiçbir menfaat beklemeden sevmekle olur!
Çalışkanlıkla, mücadele azmiyle ve vatan sevgisiyle olur! Biz İzmir tarihinin en zorlu
süreçlerinden birini yönettik. Bunda en ufak bir mütevazılık yapmayacağız! Bu örgüt dağılmadan
bir aradaysa bu, insanların vatanına olan bağlılığıyla, İzmir'e olan sevgisiyle, insanlara olan
güveniyle olmuştur” dedi.
BAŞKAN GÜÇ: “TARLADA İZİ OLMAYANIN, HARMANDA YÜZÜ OLMAZ”
Mutlak butlan kararının ardından yeni bir siyaset anlayışı için Özgür Özel’in peşinden her riski
göze alarak yürüdüklerini belirten Başkan Güç, “Şunu bilmenizi istiyorum: Biz Mustafa Kemal
Atatürk;ün evlatlarıyız! Koşturmaktan, çalışmaktan asla geri durmayız. Bu çalışkanlığı, bu
geleceğe olan umudu Mustafa Kemal Atatürk'ten aldık. Hiç kimseye boyun eğmeyiz, hiç
kimseden icazet almayız! Biz Özgür Özel'in peşinden kalbimizle geldik! Kalbimizle… İlk gün
geldik. İlk gün! Aynı anda geldik. Nefes almadan geldik. Gözümüzü kırpmadan geldik!
Canımızla, başımızla, arkadaşlarımızla, dostlarımızla, ailelerimizle, örgütümüzle bütün riskleri
alarak geldik! Ez cümle: Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz! Sıfırdan bir parti kurmak
kolay mı? Hayır! Ama biz kurduk! 30 ilçe başkanlığı, örgütleriyle birlikte, firesiz YENİ Parti'ye
geçti! Bu insanları bir arada tutmak, onlara değerli olduklarını hissettirmek, çocuklarının geleceği
için doğru tarafta olduklarını hissettirmek... İşte bizim başarımız budur” diye konuştu.
BAŞKAN GÜÇ: “YENİ PARTİ İZMİR OLARAK 2 AYDA 70 BİN ÜYEYE ULAŞTIK”
İzmir İl Başkanlığı olarak 2 ayda kat edilen yola dikkat çeken Başkan Güç, “Rakamlar ortada: 12
günde 47 bin üye yaptık! Bunların yarısı online üyelikti! Parti kurulalı daha iki ay oldu, kongre
süreçleri geçirmemize rağmen 70 bin üyeye ulaştık! Tüm ilçelerde örgütlenmemizi tamamladık!
Yeni il binamızı tuttuk! İzmir’in en yenilikçi ve üretken binası için planlamasını il yöneticisi
arkadaşlarımızla birlikte yaptık. Arkadaşlarımızın destekleriyle, ilmek ilmek oluşturuyoruz!
Geleceğe umutla bakan bir anlayışla planladık. Orayı bir siyasi AR-GE merkezine
dönüştüreceğiz! Politika kurullarımızı oluşturduk. Yönergelerini yazdık. Planlamamızı
tamamladık… Geleceği planlamak emek ister. Bilgi ister. Birikim ister. Aynı zamanda ortak akıl
ister. Dayanışma ister. Dinamik, liyakatli, milletini seven ve menfaatsiz insanlar ister. Ben şuna
yürekten inanıyorum: Liyakatli ve ahlaklı insanları bir araya getirdik ve bu ülkenin geleceğine
dair umudunu birlikte yeşertiyoruz. Bu yüzden kongre sonrası için bütün hazırlıklarımızı yaptık”
ifadelerini kullandı.
BAŞKAN GÜÇ: “MİLLETİN İHTİYAÇ DUYDUĞU UMUT BİZDE, YENİ PARTİDE”
YENİ Parti’nin sıfırdan yeni bir siyasi yapı ürettiğini ve halkın umudunu taşıdığını vurgulayan
Başkan Güç, “Bu dönem istişare dönemi! Bu dönem ortak akıl dönemi! Bu dönem birliktelik
dönemi! Bu dönem sahada olma, çok çalışma dönemi! Bu dönem korkusuzca ve akıllıca yol
alma dönemi! Bunu hep birlikte başaracağız! O nedenle sıfırdan kurulan bir siyasi yapıyı, bir
düşünce yapısını, tek tek düşünsel olarak tuğla tuğla örüyoruz! Mücadelemiz tek: Milletimizin
iktidarını kurmak! Bunu da başaracağız! Hiç kimsenin şüphesi olmasın! Çünkü liyakatli kadrolar
bizde! Ahlaklı kadrolar bizde! Yeni nesil, açık iletişim anlayışı bizde! Ülkesini seven insanlar
bizde! Umut bizde! Umut! Çünkü biz biliyoruz: Bu millet umuda ihtiyaç duyuyor! Biz de siyaseti
milletimizin umudu için yapıyoruz! Sözlerime son verirken, Büyük Usta Nazım'ın dizelerinden…
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler
kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu
cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu
davet bizim.... Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret
bizim... Sözümüz milletimize, sorumluluğumuz memleketimize, inancımız geleceğimize! Yaşasın
Cumhuriyet! Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk! Var ol, kuruluşun ve kurtuluşun şehri İzmir! Var ol,
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında dirilişin şehri İzmir! Var ol, onurlu mücadelemiz! Yolumuz açık
olsun arkadaşlar! Hayırlı olsun” dedi.
KOCAOĞLU: “SİYASETİN HER ALANINDA GÖREV ALDIM”
Gerçekleştirdiği adaylık konuşmasında küçük yaştan itibaren siyasetin her alanında
bulunduğunu aktaran İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Ailem siyasetle
uğraşıyordu. Babam da siyasetin içindeydi. 1954 seçimlerinde, henüz altı yaşındayken
mahallede oy pusulası dağıttım. O dönemi gençler hatırlamaz; birleşik oy pusulası yoktu.
İnsanlar sandığa giderken oy verecekleri kişinin pusulasını alırlardı. Ben de ‘Teyze, bunu at;
amca, babamın selamı var, bunu at’ diyerek pusulaları dağıtırdım. O günden bugüne siyasetin
her alanında görev aldık. Babam üç kez belediye başkan adayı oldu ve üçünü de ön seçimde
kazandı. Partinin geleneğini, yazılı ve yazılı olmayan kurallarını yaşayarak öğrendim. Gençlik
kollarında çalıştım. Bornova’da iş hayatına başladıktan sonra da partimize her türlü maddi ve
manevi desteği verdim. Ancak siyasete aktif olarak giremedim. Çünkü bir nesil siyaset
yaptığında aile maddi açıdan kayba uğrar; ikinci neslin bu kayıpları telafi ederek aileyi
toparlaması gerekir. Biz de öyle yaptık. 1999 yılında partimizin baraj altında kalmasının
ardından, ‘Benim partime ne oluyordu’ diyerek Bornova’da siyasete girdim. Bana ilçe başkanlığı
teklif edildiğinde, ‘İlla ben olacağım diye bir iddiam yok. Ben yönetim kuruluna gireceğim,
partime hizmet edeceğim’ dedim. O dönem il başkanı adayımız olan Alaattin Yüksel Beyefendi
de aynı kongrede buradaydı. Bana, ‘İlde beraber çalışalım’ dedi. Ben de ‘Koordinasyonu ben
sağlayayım. Bornova’yı biliyorum. Bornova’da partiyi büyüteceğim, partiyi toparlayacağım’
dedim. Nitekim Bornova’da partimizi toparladık ve ilk seçim için gerekli hazırlıkları yaptık.
Adayımıza gereken desteği vermek üzere çalıştık. Genel merkez beni aday gösterdi ve ipi
göğüsledik. Göreve başladıktan sonra, efsane başkanımız Ahmet Piriştina’nın vefatının
ardından, Allah rahmet eylesin, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Grubu beni Büyükşehir
Belediye Başkanlığına aday gösterdi. Meclisin de onayıyla önce iki ay Bornova Belediye
Başkanlığı, ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüttüm” dedi.
KOCAOĞLU: “İMAMOĞLU’NUN BAŞINA GELENLER BENİM BAŞIMA DA GELDİ”
Kendisinin de Ekrem İmamoğlu gibi görev süreci içerisinde hukuksuzluklara maruz kaldığını
aktaran Kocaoğlu, “Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarımızın başına gelen kanunsuz,
adaletsiz ve hukuksuz olayların benzerlerini Türkiye’de ilk kez ben yaşadım. 2 Mayıs 2011’de
bütün şirketlerimize, personelimizin evlerine ve belediyeye baskınlar düzenlendi. Operasyon
kapsamında 130 arkadaşımız tutuklandı. Süreci biliyorsunuz. Dimdik ayakta durduk.
Mahkemelerde, hapishanelerde koşturduk. Akşam geldik, sabaha kadar çalıştık. Emin olun,
belediye bürokrasisi ve işçi kardeşlerimiz olağan dönemdekinden daha yoğun bir çalışma
temposuyla görev yaptı. Daha fazla mücadele verdi, geceyi gündüzüne kattı ve İzmirliye
mahcup olmadı. Bizi o mücadelede güçlü kılanın ne olduğunu biliyor musunuz? İzmirliydi. Her
duruşmaya Bayındır’dan çiçek üreticisi kadınlar, Tire’den süt üreticileri, Ödemiş’ten fidan
üreticileri, Kiraz’dan peynir üreticileri, Yarımada’dan zeytin üreticileri, Bergama’dan bal üreticileri
geldi. Köylümüz, kentlimiz, vatandaşımız oradaydı. Elbette yalnızca Cumhuriyet Halk Partililer
ve işçiler değil, İzmir halkı da yanımızdaydı. İzmirli bizi korudu. O badireyi de hep birlikte atlattık”
şeklinde konuştu.
KOCAOĞLU: “TUGAY İZMİR’İ AKP’YE TESLİM ETTİ”
İzmir’in yıllardır AKP zihniyetine geçit vermediğini ancak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı
Cemil Tugay’ın İzmir’i AKP’ye teslim ettiğini söyleyen Kocaoğlu, “İzmirlinin vermediği, ‘Ben sana
İzmir’i teslim etmeyeceğim’ dediği Büyükşehir Belediyesini, İzmirlinin oylarıyla seçilen bir kişi
gidip AKP’ye teslim etti. Gerekçe ise şuydu: Her dönen, hizmet almak için dönüyordu.
1980’lerden, ANAP iktidarından bu yana şaşı bakılan, devlet yatırımları yapılmayan, hatta
yatırımları engellenen İzmir Büyükşehir Belediyesi, yerelden kalkınma projeleriyle gelişti ve
önemli aşamalar kaydetti. Tarımda, hayvancılıkta, sanayide ve turizmde büyük ilerlemeler
sağlandı. Ben iktisatçıyım, işletmeciyim, iş insanıyım. Hem iş hayatını hem de devleti bilirim. Bu
doğrultuda bir stratejik plan hazırladım. Planın özünde kalkınma vardı. Kenti büyüterek yoluma
devam ettim” ifadelerini aktardı.




