Dinçer, konuşmasına Adana'da aynı gece hayatını kaybeden iki kadını anarak başladı.
Boşanma aşamasında olduğu eşi tarafından evinde uyurken tabancayla vurulan Hatice Mine K. ile sokakta yürürken tanımadığı biri tarafından ateş edilerek öldürülen Reyhan A.'ı hatırlatan Dinçer: “Biri evinde, biri sokakta… Biri eşinin elinden, biri bir yabancının elinden… Bu iki kadının tek ortak noktası, ikisinin de bu ülkede güvende olmayı hak ettiği hâlde güvende olamamış olmasıdır.” dedi.
Yaşanan kadın cinayetlerinin münferit olmadığını vurgulayan Dinçer, 2026 yılının ilk altı ayında 150 kadının cinayete kurban gittiğini, 151 kadının ölümünün ise “şüpheli” kaydına geçtiğini belirtti. Yıllardır akıbeti aydınlatılamayan Gülistan Doku'yu da anan Dinçer, öldürülen kadınların yüzde 61'inin en güvende olmaları gereken yerde, kendi evlerinde katledildiğine dikkat çekti.
AKP iktidarının “Aile Yılı” söylemiyle kadına durmadan ev, aile ve bakım rolünü dayattığını söyleyen Dinçer: “Veriler apaçık gösteriyor: Kadın en çok o evde öldürülüyor. Bu bir tesadüf değil, AKP iktidarının kurmaya çalıştığı toplumsal düzenin bir sonucudur.” dedi.
Kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel olmadığının altını çizen Dinçer, ekonomik bağımsızlığından yoksun bırakılan kadının şiddetin ortasından kaçacak gücünün de zayıfladığını kaydetti. Dinçer şunları söyledi: “Yaklaşık yarım milyon kadın, sosyal devletin üstlenmesi gereken çocuk ve yaşlı bakım yükü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalıyor. Türkiye kadın istihdamında OECD ülkeleri arasında son sıralarda yer alıyor. Kadını ekonomik olarak bağımlı hale getiren bu düzen, kadını şiddetin karşısında da savunmasız bırakıyor. Ekonomik kriz derinleştikçe şiddet farklı bahanelerle karşımıza çıkıyor ve bundan en çok kadınlar mağdur oluyor.”
Af düzenlemeleri, cezalarda indirimler ve etkisiz uzaklaştırma kararları nedeniyle adli sicili şiddetle dolu faillerin yeniden sokaklarda dolaştığını ve ilk hedefinin yine savunmasız kadınlar olduğunu belirten Dinçer, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekildiği günden bu yana kadın cinayetlerinin arttığına dikkat çekerek: “İşte bu bir rastlantı değil, siyasi bir tercihin sonucudur” diyen Dinçer, konuşmasını Hatice, Reyhan, Gülistan ve bu ülkede yaşam hakkı elinden alınan tüm kadınlar için Meclis'i artık susmamaya, sorumluluk almaya ve derhal harekete geçmeye çağırarak tamamladı.