Bugün geriye dönüp baktığımızda, “Çiğli’ye ne kazandırdılar?” sorusunun cevabı ne yazık ki pek iç açıcı değil. Kazanan çoğu zaman Çiğli değil, Çiğli’yi basamak olarak kullananlar oldu.
Bu yazıda isim vermeye gerek yok; artık herkes birbirini çok iyi tanıyor.
Son dönemde ise Çiğli’de yeni bir siyasi anlayışın öne çıktığını görüyoruz: Şov siyaseti.
Geçtiğimiz hafta CHP milletvekili Mahmut Tanal hakkında bir köşe yazısı kaleme almış ve “Çiğli’nin Mahmut Tanal’ını” da yazacağımı belirtmiştim. CHP Çiğli İlçe Başkanı Erkan Akar, bunu üzerine alıp “Bekliyoruz” şeklinde bir yanıt vermişti.
Doğrusunu söylemek gerekirse, kendisi de son dönemde sosyal medya üzerinden ciddi bir görünürlük çabası içerisinde. Ancak Sayın Özgür Özel’in meşhur tanımlamasıyla “pis bıyıklılar” sınıfına girse de, Mahmut Tanal’ın şov kabiliyetine sahip olduğunu söylemek zor.
Bu noktada karşımıza çıkan isim ise Barış Ballıkaya.
Barış Ballıkaya, birkaç yıl önce CHP’ den Çiğli’ belediye başkan aday adayı olmuş, ancak aday gösterilmeyince parti yönetimine yönelik oldukça sert eleştirilerde bulunmuştu. O günlerde CHP’ye yönelik kullandığı ifadeler hâlâ birçok kişinin hafızasında yerini koruyor. İken son zamanlarda sosyal medyada baba ocağı” dediği CHP’nin kapılarını çarparak ayrılmıştı.
Aradan zaman geçti.
2024 yılının sonlarına doğru gerçekleştirilen CHP Çiğli Danışma Kurulu toplantısında yeniden ortaya çıktı. Parti üyeleri bilir; danışma kurullarında kimlerin katılacağı ve söz alacağı belirli kurallar çerçevesinde şekillenir. Ancak o gün parti üyesi olmadığını ifade eden Barış Ballıkaya’nın kürsüye çıkıp konuşması dikkat çekmişti.
O dönem bazı çevrelerin Ballıkaya’nın önünü açtığı yönünde değerlendirmeler yapılıyordu.
Bugün bulunduğu noktaya giden yolun taşlarının da o süreçte döşendiğine dair ciddi emareler bulunuyordu
İddialara göre, ali abisi yeni dönemde milletvekilliği hedeflediği onun için kendisine yakın bazı isimlerin desteğiyle önce Çiğli’de etkin bir konuma getirildi. Delege seçimleri sürecinde ortak liste içerisinde mahalle delegesi yapıldı. Daha sonra bazı sivil toplum kuruluşlarının yöneticileriyle birlikte belediye başkanına gerçekleştirilen ziyaretlerde, CHP İzmir İl Yönetimi’nde görev alması için referanslar oluşturuldu.
Sonuçta yıllardır parti için emek veren birçok isim dışarıda kalırken, ali abisinin sözü emeğin önüne geçmişti kısa süre önce CHP’ye dönen Barış Ballıkaya, CHP İzmir İl Yönetimi’nde kendisine yer bulmuştu
ASIL ŞOV BUNDAN SONRA BAŞLADI
Kendisi vartolu olan barış dostumuzun Varto’dan yapılan doğa talanı jeotermal ile ilgili bir beyanı bulunmaz iken
Düğünde, cenazede, boy gösteriyordu
Nerede kamera varsa orada Barış Ballıkaya da görünmeye başladı.
Geçtiğimiz aylarda Meslek Fabrikası önündeki eylemde kameraları görünce eline bağlamasını alıp sahnenin merkezine geçti. Ardından sosyal medya hesabından paylaştığı fotoğraflar da kamuoyunda “algı çalışması mı yapılıyor?” sorularını beraberinde getirdi.
Kendisine yönelik eleştiriler karşısında ise çoğu zaman farklı düşünenleri yaftalayan ve ötekileştiren bir dil kullandığı yönünde eleştiriler geliyorken
Tüm bunları görünce insanın aklına ister istemez bir isim geliyor:
CHP’li vekil Mahmut Tanal.
Kimi zaman elinde hortumla, kimi zaman sıra dışı eylem biçimleriyle gündeme gelen Mahmut Tanal’ın siyasi tarzını andıran bir görüntü ortaya çıkıyor. Sanki Barış Ballıkaya da bu “şov siyaseti” anlayışını örnek almış gibi görünüyor.
Oysa biz Barış Ballıkaya’yı başka yönleriyle tanıyorduk.
Ortak kuaförümüzde karşılaştığımız, dost meclislerinde bağlama çalan, insanları ayrıştırmayan, samimi sohbetleriyle öne çıkan Barış Ballıkaya’yı daha çok seviyorduk.
Bugüne kadar şovenist ve kutuplaştırıcı siyasetin ne Türkiye’ye ne de Çiğli’ye bir faydası oldu. Çiğli küçük bir yer; burada herkes birbirini tanır, herkes birbirinin geçmişini bilir.
Siyasette makamlar gelir geçer. Bugün oturulan koltuklar yarın başkalarının olur. Ancak dostluklar, kurulan insani ilişkiler ve geride bırakılan izler kalıcıdır.
Bu nedenle kamera görünce bağlama ile önüne geçmek yada afiş asarken sanki gaz. Yemiş gibi görüntülerini sosyal medya hesabından paylaşıp Çiğli’nin “şovenist Mahmut Tanal’ı” olmaya çalışmak yerine; insanları ayırmayan, dostlarıyla bağlama çalan, samimiyetiyle hatırlanan Barış Ballıkaya olarak kalmak çok daha değerlidir.
Çünkü koltuklar geçicidir; insanların hafızasında bırakılan izler ise kalıcıdır. Sevgili barış