Dış gebelik erken
farkedilmediğinde iç kanama ve şok gibi hayati tehdit eden durumlara yol açabiliyor. Medicana Sağlık
Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gültekin Koçun, gebeliğin başında özellikle
tek taraflı ağrı ve beklenmedik kanama gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak,
erken tanının cerrahi müdahaleyi önleyebileceğini ve yaşamı koruduğunu belirtti.
Dış gebelik, çoğu zaman sıradan bir gebelik süreci gibi başlayıp kısa sürede hayati risk oluşturan bir
tabloya dönüşebiliyor. Özellikle erken dönemde fark edilmeyen vakalarda, iç kanama ve şok gibi ciddi
komplikasyonlar gelişebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum
Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, adet gecikmesiyle birlikte ortaya çıkan ağrı ve kanama gibi
belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Op. Dr. Gültekin Koçun, dış gebeliğin döllenmiş
yumurtanın rahim yerine çoğunlukla fallop tüplerine yerleşmesiyle geliştiğini belirterek, bu durumun
erken fark edilmemesi halinde ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Op. Dr. Gültekin Koçun,
“Normal bir gebelikte döllenmiş yumurta tüplerden geçerek rahim içine yerleşir. Ancak dış gebelikte
bu süreç bozulur ve embriyo rahim dışında gelişmeye başlar. Bu durum erken dönemde tespit
edilmezse tüp yırtılması ve iç kanama gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlar ortaya çıkabilir” dedi.
İlk belirtileri karıştırılabiliyor
Dış gebeliğin en tehlikeli aşamasının tüp yırtılması olduğunu belirten Op. Dr. Gültekin Koçun,
“Embriyo büyüdükçe yerleştiği tüpü gerer ve bir noktadan sonra tüp yırtılabilir. Bu durumda karın
içine ani ve yoğun bir kanama başlayabilir. Müdahale edilmezse hasta kısa sürede şoka girebilir.
Özellikle gebeliğin 5 ile 10’uncu haftaları arasında risk belirgin şekilde artar ve her geçen saat hayati
tehlikeyi büyütebilir” ifadelerini kullandı. Dış gebeliğin ilk belirtilerinin çoğu zaman normal gebelikle
karıştırılabildiğini söyleyen Op. Dr. Gültekin Koçun, şu uyarıda bulundu: “Adet gecikmesi, tek taraflı
kasık ağrısı ve vajinal kanama en sık görülen bulgulardır. Ancak gebelik testi yine pozitif çıkacağı için
bu durum çoğu zaman gözden kaçabilir. İlerleyen süreçte omuz ağrısı, baş dönmesi ve bayılma gibi
belirtiler ortaya çıkarsa bu durum iç kanamanın başladığını gösterebilir ve acil müdahale gerektirir.”
Her dış gebelik ameliyat gerektirmez
Tedavi sürecinin hastaya göre değiştiğini belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, erken tanının cerrahi
ihtiyacını azaltabildiğini söyledi. Op. Dr. Gültekin Koçun, “Her dış gebelik ameliyat gerektirmez. Erken
dönemde yakalanan birçok vakada ilaç tedavisiyle süreç kontrol altına alınabilir. İlaç, gebelik
dokusunun büyümesini durdurur ve vücut tarafından emilmesini sağlar. Ancak tüp yırtılması, şiddetli
kanama ya da tedaviye yanıt alınamayan durumlarda cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelir” diye
konuştu. Tanı sürecinin dikkat ve titizlik gerektirdiğini vurgulayan Op. Dr. Gültekin Koçun, “Sağlıklı bir
gebelikte Beta-HCG hormonu her 48 saatte yaklaşık iki katına çıkar. Eğer bu artış beklenenden
yavaşsa ya da duruyorsa dış gebelik şüphesi artar. Ayrıca belirli bir hormon seviyesine rağmen rahim
içinde gebelik kesesi görülmüyorsa mutlaka dış gebelik araştırılmalıdır” dedi.
Gecikme hayati riskleri katlayabilir
Dış gebelikte en büyük riskin tanı ve tedavide gecikme olduğunu belirten Op. Dr. Gültekin Koçun,
“Gecikilen vakalarda tüp yırtılması sonucu şiddetli iç kanama gelişebilir. Bu durum hemorajik şoka yol
açabilir ve hastanın hayatını tehdit eder. Ayrıca tüpün alınması gerekebilir, bu da gelecekteki gebelik
şansını azaltabilir. Bunun yanında enfeksiyon ve yapışıklıklar da ilerleyen dönemde kısırlığa neden
olabilir” ifadelerini kullandı. Dış gebelik geçiren kadınlarda tekrar riskinin arttığını belirten Op. Dr.
Gültekin Koçun, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir kez dış gebelik geçiren kadınlarda tekrar riski yaklaşık
yüzde 10-15 civarındadır. Adet gecikmesi yaşanır yaşanmaz doktora başvurulmalı ve gebeliğin rahim
içinde olduğu erken dönemde doğrulanmalıdır.”



