Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, organ nakli alanındaki öncü rolünü ve başarısını bir kez daha kanıtladı. Hastanede 12 saat gibi kısa bir zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen iki ayrı başarılı organ nakli operasyonu, organ bağışının hayati önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Beyin ölümü gerçekleşen iki donörden alınan organlar, yıllardır nakil bekleyen iki hastayı yeniden hayata bağladı.
Gerçekleştirilen ilk operasyonda, geçirdiği trafik kazası sonrası beyin ölümü gerçekleşen bir donörün bağışlanan böbreği, Ege Üniversitesi böbrek nakli bekleme listesinde yer alan O.A. isimli hastaya nakledildi. 2024 yılından bu yana diyaliz tedavisi gören hastanın, başarılı geçen operasyonun ardından genel durumunun iyi olduğu ve klinik izleminin titizlikle sürdürüldüğü bildirildi. 12 saatlik süreçteki ikinci operasyonda ise serebrovasküler olay (SVO) sonrası beyin ölümü gerçekleşen başka bir donörün karaciğeri, nakil bekleyen 48 yaşındaki F.E.’ye umut oldu. 2021 yılından bu yana son dönem karaciğer yetmezliği tanısıyla takip edilen hastaya gerçekleştirilen nakil operasyonu başarıyla sonuçlandı. F.E.’nin genel durumunun iyi olduğu ve sağlık ekiplerince yakından takip edildiği belirtildi.
Organ bağışı yeni bir yaşam için umut demektir

Operasyonlar ve süreç hakkında bilgi veren EÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Tufan Gümüş, organ naklinin son dönem organ yetmezliği yaşayan hastalar için en kritik tedavi seçeneği olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Gümüş, “Organ nakli, hastalarımız için yaşam süresini ve kalitesini doğrudan etkileyen hayati bir müdahaledir. Ancak bu başarının temelinde uygun organların bağışlanması ve nakil sürecinin zamanla yarışarak yönetilmesi yatar. Özellikle kadavra donörlerden yapılan bağışlar, bekleme listelerindeki hastalar için en büyük yaşam umududur. Bir kişinin organlarını bağışlaması, tıbbi uygunluk sağlandığında birden fazla insanın hayatına dokunabilmektedir” dedi.
Kadavra donör süreci ve tıbbi kriterler
Kadavra donör ve beyin ölümü süreçlerine de değinen Doç. Dr. Tufan Gümüş, sürecin yasal ve tıbbi titizlikle yürütüldüğünü ifade etti. Gümüş, “Kadavra donör, yaşamını yitirmiş ve organlarının nakil için uygun olduğu belirlenmiş kişidir. Burada en önemli nokta, beyin ölümü tanısının yetkili hekimler tarafından kesin olarak konulmasıdır. Beyin ölümü, beynin tüm işlevlerinin geri dönüşsüz kaybıdır. Bu aşamadan sonra organların korunması ve alıcıyla uyumunun değerlendirilmesi süreci başlar. Sadece tanının konulması yetmez; donörün tıbbi geçmişi, enfeksiyon durumu ve alıcı ile olan doku uyumu gibi pek çok kriter bir arada değerlendirilir. Uygunluk sağlandığında ise koordinasyon birimlerimizle birlikte organlar bekleyen hastalarımıza ulaştırılır” diye konuştu.
Donör ailelerinin kararı hayat kurtarıyor
Nakil sürecinin en duygusal ve önemli kahramanlarının bağışçı aileler olduğunu belirten Doç. Dr. Gümüş, “Yaşanan büyük kayıpların ardından donör ailelerinin aldığı bağış kararı, nakil bekleyen hastalar için yeni bir yaşam kapısı açtı. Ege Üniversitesinde 12 saat içinde gerçekleştirdiğimiz bu iki nakil, organ bağışının sadece bir organın verilmesi değil, bir insana yaşama şansı sunulması olduğunu bir kez daha gösterdi. Bekleme listelerindeki hastalarımızın hayata tutunabilmesi için kadavra organ bağışlarının artması hayati önem taşıyor. Her bağış, yeni bir başlangıçtır” dedi.




