<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İzmir'in Habercisi</title>
    <link>https://www.izmirinhabercisi.com</link>
    <description>İzmir ve Ege Bölgesi'nden hızlı, doğru, güvenilir ve güncel son dakika haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.izmirinhabercisi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2021. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 16 Apr 2026 20:11:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[MENİSKÜS CERRAHİSİNDE TÜRKİYE’DE BİR İLK]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde düzenlenen “Tüm Yönleriyle Menisküs Sempozyumu”, menisküs cerrahisi alanında Türkiye’de bir ilke sahne oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Menisküs cerrahisinde güncel yaklaşımların ele alındığı sempozyum, alanında uzman isimlerin katılımıyla DEÜ Tıp Fakültesi Konferans Salonunda yoğun ilgiyle başladı. Programa; DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, DEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Bayrak, DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tuğra Gençpınar, akademisyenler, sağlık profesyonelleri, öğrenciler ve basın mensupları katıldı.</p>

<p><img height="1706" src="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/03/meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk-deude-gerceklesti-2.jpeg" width="2560" /></p>

<p><strong>“TÜRKİYE’DE BİR İLKE İMZA ATMANIN GURURUNU YAŞIYORUZ”</strong></p>

<p>Sempozyumun açılışında konuşan Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, DEÜ’nün sağlık alanındaki öncü rolüne dikkat çekerek, “Dokuz Eylül Üniversitesi olarak, sağlık alanındaki bilimsel gelişmelere katkı sunmaya ve geleceğin hekimlerinin yetişmesine destek olmaya devam ediyoruz. Bu sempozyum ile Türkiye’de bir ilke imza atmanın heyecanını ve gururunu yaşıyoruz,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>CANLI CERRAHİ YAYINIYLA EĞİTİM FIRSATI</strong></p>

<p>İki bölümden oluşan sempozyumun ilk bölümünde, menisküs cerrahisinde güncel teknikler ve tedavi yaklaşımları, alanında uzman hekimlerin sunumlarıyla ele alındı. Programın ikinci bölümünde ise Türkiye’de ilk kez menisküs kök tamiri ve menisküs transplantasyonu ameliyatları, aynı sempozyum kapsamında canlı cerrahi yayını eşliğinde ve eğitim amaçlı olarak gerçekleştirildi. Bu uygulama, katılımcılara cerrahi süreçleri eş zamanlı olarak gözlemleme ve bilimsel değerlendirme imkânı sundu.</p>

<p>Menisküs transplantasyonu ameliyatını gerçekleştiren DEÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Lokman Kehribar, böylesine önemli ve öncü bir bilimsel organizasyona ev sahipliği yapmaktan büyük gurur duyduklarını belirterek, sempozyumun hem eğitim hem de bilimsel gelişim açısından önemli katkılar sunduğunu ifade etti.</p>

<p><img class="" height="1706" src="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/03/meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk-deude-gerceklesti-3.jpeg" width="2560" /></p>

<p><strong>“TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN UZMANLAR DEÜ’DE BULUŞTU”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ameliyat öncesi değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Lokman Kehribar, sempozyumun kapsamına ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Bugün bizim için özel bir gün oldu. Anatomisinden cerrahisine, tedavisinden ameliyatına, spora dönüş sürecinden rehabilitasyona kadar pek çok başlıkta, Türkiye’nin dört bir yanından gelen değerli hocalarımız sunumlar gerçekleştirdi. Programın ikinci bölümünde ise canlı cerrahi ameliyatları gerçekleştirdik. Bu program, Türkiye’nin farklı illerinden çevrim içi olarak izlenirken, sempozyum salonunda bulunan katılımcılarımız da ameliyatları eş zamanlı takip ederek sorularını yöneltme imkânı buldu. Alanında önemli isimlerin tecrübelerinden faydalanmak hem bilimsel gelişim hem de eğitim açısından büyük önem taşıyor.”</p>

<p>Dokuz Eylül Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen sempozyum, menisküs cerrahisine yönelik güncel yaklaşımların paylaşılmasına ve genç hekimlerin eğitimine katkı sunarken, canlı cerrahi uygulamalarıyla Türkiye’de bu alanda gerçekleştirilen öncü bilimsel organizasyonlardan biri olarak kayıtlara geçti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/03/meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk-deude-gerceklesti-1.jpeg" type="image/jpeg" length="98616"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KANSERLE MÜCADELEDE YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR MASAYA YATIRILDI]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/kanserle-mucadelede-yenilikci-yaklasimlar-masaya-yatirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/kanserle-mucadelede-yenilikci-yaklasimlar-masaya-yatirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Onkoloji Enstitüsü Müdürlüğünün ev sahipliğinde düzenlenen “Translasyonel Onkoloji Sempozyumu”, kanser araştırmalarında disiplinler arası iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen kapsamlı oturumlara sahne oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sempozyumda, kanserin moleküler temellerinden klinik uygulamalara uzanan güncel yaklaşımlar ele alınırken, yeni tedavi yöntemleri ve araştırma sonuçları bilim dünyasıyla paylaşıldı.</p>

<p>Alanında uzman akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, kanserle mücadelede yenilikçi stratejiler ve translasyonel araştırmaların önemi vurgulandı. Toplantı boyunca, temel bilimlerden klinik uygulamalara uzanan geniş bir perspektifle kanser araştırmalarındaki son gelişmeler değerlendirildi.<br />
<img height="620" src="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/02/image-15.png" width="936" /></p>

<p><strong>REKTÖR YILMAZ’DAN ÇEVRE VE KANSER İLİŞKİSİNE DİKKAT ÇEKEN SUNUM</strong></p>

<p>Sempozyumun açılış konuşmasını ve ilk sunumunu DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz gerçekleştirdi. Rektör Yılmaz, 2001 yılından bu yana yürüttüğü endokrin bozuculara yönelik bilimsel çalışmalarına değinerek, çevresel faktörlerin hormon duyarlı kanserler üzerindeki etkilerine dikkat çekti.</p>

<p>Bu alandaki çalışmaları nedeniyle yaklaşık 2,5 yıl önce World Health Organization (Dünya Sağlık Örgütü) bünyesinde, State University of New York’ta bulunan referans merkezinde Danışma Kurulu Üyeliğine seçilen Rektör Yılmaz, çevre kirliliğinin toplum sağlığı açısından oluşturduğu riskleri bilimsel veriler ışığında değerlendirdi.</p>

<p>Konuşmasında kimyasal kirleticilerin kanser oluşum mekanizmalarına, kadın ve erkeklerde görülen hormon duyarlı kanser türlerine, infertilite sorunlarına ve çevre–gıda–insan sağlığı ekseninde alınması gereken önlemlere değinen Prof. Dr. Bayram Yılmaz, katılımcılarla kapsamlı ve bilgilendirici bir sunum paylaştı.</p>

<p>Açılışın ardından düzenlenen oturumlarda, kanserle mücadele ve tedavi süreçlerine yönelik güncel ve dikkat çekici başlıklar ele alınarak sempozyum bilimsel tartışmalarla devam etti.<br />
</p>

<p><strong>KANSER KÜRESEL BİR SAĞLIK SORUNU OLMAYI SÜRDÜRÜYOR</strong></p>

<p>Her yıl 4 Şubat’ta anılan Dünya Kanser Günü, kanser konusunda toplumsal farkındalığı artırmak, erken tanı ve önleme stratejilerinin önemini vurgulamak ve kanser alanındaki küresel eşitsizliklere dikkat çekmek amacıyla 2000 yılından bu yana dünya genelinde çeşitli etkinliklerle gündeme geliyor. Dünya Kanser Günü, Uluslararası Kanser Kontrol Birliği (UICC) tarafından, 4 Şubat 2000 tarihinde Paris’te düzenlenen <strong>“Yeni Milenyum İçin Kanserle Mücadele Dünya Zirvesi”</strong> sırasında ilan edilmiş olup Birleşmiş Milletler tarafından da destekleniyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası teşhis edilirken, yaklaşık 9,7 milyon kişi kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Nüfusun yaşlanması ve risk faktörlerinin yaygınlaşması, bu yükün her geçen yıl artmasına neden oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser; yalnızca sağlık sistemlerini değil, ekonomik yapıyı, aileleri ve toplumun tüm kesimlerini etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Erken tanı, etkili tedaviye erişim ve önlenebilir risk faktörleri konusunda farkındalığın artırılması, hastalıkla mücadelede kritik önem taşıyor.</p>

<p><strong>TÜRKİYE’DE KANSER YÜKÜ ARTIYOR</strong></p>

<p>Türkiye Kanser İstatistikleri 2022 Raporu verilerine göre, Türkiye’de yılda yaklaşık 223 bin yeni kanser vakası tanı alıyor. Erkeklerde kanser görülme sıklığı kadınlara kıyasla daha yüksek seyrederken, yaş ilerledikçe riskin arttığı görülüyor. Türkiye’de en sık rastlanan kanser türleri arasında akciğer, meme, kolorektal, prostat ve mide kanserleri yer alıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/kanserle-mucadelede-yenilikci-yaklasimlar-masaya-yatirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/02/deude-kanserle-mucadelede-yenilikci-yaklasimlar-masaya-yatirildi.jpeg" type="image/jpeg" length="52661"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Kanserle mücadelede başarı farkındalıkla mümkündür”]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/kanserle-mucadelede-basari-farkindalikla-mumkundur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/kanserle-mucadelede-basari-farkindalikla-mumkundur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Kanserle Mücadele Örgütü (UICC) öncülüğünde tüm dünyada 4 Şubat, “Dünya Kanser Günü” olarak idrak ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>4 Şubat Dünya Kanser Günü’nün bilimsel gelişmeleri toplumla paylaşmak açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Doç. Dr. Fatma Sert, kanserin dünya genelinde ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade etti. Doç. Dr. Sert, “Günümüzde kanser tedavisinde en önemli gelişmelerden biri, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının klinik uygulamaya girmiş olmasıdır. Moleküler biyoloji ve genetik alanındaki ilerlemeler sayesinde, hastalarımızın tümör yapısına özgü hedefli tedaviler uygulayabiliyoruz. Bu yaklaşımlar, tedavinin etkinliğini artırırken yan etkilerin azaltılmasına da önemli katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte immünoterapi alanındaki gelişmeler de kanser tedavisinde yeni bir dönemi beraberinde getirmiştir. Bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıyıp yok etmesini hedefleyen bu tedaviler, özellikle akciğer kanseri, melanom ve bazı genitoüriner kanser türlerinde sağkalım sürelerini anlamlı şekilde uzatmıştır. Klasik kemoterapiden farklı etki mekanizmalarıyla çalışan immünoterapiler, kanserle mücadelede umut verici sonuçlar ortaya koymaktadır” dedi.</p>

<p><strong>“Erken tanı, tedavi başarısını belirleyen en kritik faktördür”</strong></p>

<p>Erken tanı ve gelişmiş radyoterapinin tedavi başarısını artırdığını belirten Doç. Dr. Sert, “Radyoterapi teknolojilerindeki gelişmeler de kanser tedavisinde önemli kazanımlar sağlamaktadır. Yoğunluk ayarlı, görüntü kılavuzlu ve stereotaktik radyoterapi teknikleri sayesinde tümörler çok daha yüksek doğrulukla hedeflenebilmekte, sağlıklı dokular ise maksimum düzeyde korunabilmektedir. Bu sayede tedavi başarısı artarken, hastalarımızın yaşam kalitesi de önemli ölçüde iyileşmektedir. Bunun yanı sıra erken tanı ve tarama programlarının önemi her geçen gün daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Meme, rahim ağzı, kolorektal ve prostat kanserleri başta olmak üzere pek çok kanser türünde hastalığın erken evrede saptanması, tedavi sürecinin başarısını doğrudan belirleyen en kritik faktörlerden biridir” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Kanserle mücadelede aktif bir rol üstleniyoruz”</strong></p>

<p>Kanserle mücadelede başarının yalnızca tıbbi gelişmelere dayanmadığını vurgulayan Doç. Dr. Sert, “Merkezi olarak bilimsel araştırmalar, multidisipliner hasta yaklaşımı, toplum bilgilendirme çalışmaları ve eğitim faaliyetleriyle kanserle mücadelede aktif bir rol üstleniyoruz. Merkezimizde yürütülen kanser kayıtları, ülkemizin en köklü ve güvenilir kanser veri kaynakları arasında yer almaktadır. Aynı zamanda yürüttüğümüz sosyal sorumluluk projeleri ve klinik çalışmalarla çağdaş tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlıyor, hastalarımıza en güncel bilimsel veriler ışığında hizmet sunuyoruz. Bu anlamlı günde bir kez daha vurgulamak isteriz ki, kanserle mücadelede başarı yalnızca bilimsel gelişmelerle değil; toplumsal farkındalık, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli sağlık kontrolleriyle mümkündür. 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nün toplumsal bilinçlenmeyi artırmasını ve kanserle mücadelede umutlarımızı güçlendirmesini temenni ediyoruz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/kanserle-mucadelede-basari-farkindalikla-mumkundur</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/02/doc-dr-fatma-sert.jpeg" type="image/jpeg" length="81112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oyuncaklarla tedavi gören çocukların yüzünü güldürdüler]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/oyuncaklarla-tedavi-goren-cocuklarin-yuzunu-guldurduler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/oyuncaklarla-tedavi-goren-cocuklarin-yuzunu-guldurduler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisinde tedavi sürecindeki çocuklara yönelik anlamlı bir sosyal sorumluluk çalışması gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font face="Times New Roman">Çocukların moralini yükseltmek amacıyla “Bir Oyuncak, Bin Gülücük” sloganıyla yürütülen kampanya kapsamında, İzmir Atatürk Lisesi öğrencileri tarafından yeni, kullanılmamış ve ambalajı açılmamış, çocukların güvenle kullanabileceği oyuncaklar toplandı. Toplanan oyuncaklar, İzmir Atatürk Lisesi eTwinning Kulübü danışman öğretmenleri Ayşe Çıplak ve Mehtap Çiftçiler ile kulüp üyesi öğrenciler tarafından Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı’na teslim edildi.</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font face="Times New Roman">Ziyaret sırasında, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yavuz Anacak, öğrencilere çocuk hastalara uygulanan tedavi süreçleri ve radyoterapi sırasında karşılaşılan güçlükler hakkında bilgi verdi.</font></p>

<p><font face="Times New Roman">Kampanyada emeği geçen danışman öğretmenlere ve tüm öğrencilere teşekkür eden Prof. Dr. Anacak, “Radyoterapi, çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde en etkili yöntemler arasında yer alıyor. Ege Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı olarak her yıl 120’den fazla çocuk hastaya hizmet veriyoruz. Çocuk hastaların tedavisine uygun altyapımız, deneyimli kadromuz, ulusal ve uluslararası iş birliklerimizle Türkiye’de öncü bir rol üstleniyoruz. Kampanyada emeği geçen danışman öğretmenlere ve tüm öğrencilere teşekkür ediyorum. Bağışlanan oyuncaklar, çocuklarımız için çok önemli bir moral kaynağı oluşturuyor; tedaviye uyumlarını artırıyor ve psikolojik dayanıklılıklarını güçlendiriyor. Gençlerimizin sergilediği bu duyarlı ve sorumluluk sahibi yaklaşım, hem eğitim camiamız hem de sağlık çalışanlarımız için büyük bir mutluluk kaynağıdır. Bu anlamlı katkı için emeği geçen herkese içten teşekkür ediyorum” dedi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/oyuncaklarla-tedavi-goren-cocuklarin-yuzunu-guldurduler</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/01/eu-tip-fakultesi-hastanesinde-tedavi-goren-cocuklar-icin-oyuncak-bagisi-yapildi-1.jpeg" type="image/jpeg" length="11002"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir Dijital Sağlık Akademisi başladı]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/izmir-dijital-saglik-akademisi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/izmir-dijital-saglik-akademisi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, bilgiyi şehrin her köşesine ulaştırmak için "İzmir Dijital Sağlık Akademisi" projesini başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir kent ve bilinçli bir toplum için çalışmalarını sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, bilgi ve farkındalığı artırmak için Dijital Sağlık Akademisi kurdu. 2025’te Sağlığı Geliştiren Belediye (SAGEB) unvanını alan Türkiye’deki ikinci büyükşehir belediyesi olan İzmir Büyükşehir, hem kendi yürüttüğü hizmetlerin kapsamını aktarmayı hem de koruyucu halk sağlığına yönelik bilinçlendirmeyi amaçlıyor. <a href="https://www.youtube.com/@%C4%B0zBBSa%C4%9Fl%C4%B1k%C4%B0%C5%9Fleri" rel="nofollow" target="_blank">https://www.youtube.com/@<wbr />İzBBSağlıkİşleri</a> adresi üzerinden başlatılan çalışma kapsamında yurttaşlar, uzmanlar tarafından hazırlanan eğitim videoları ve webinarları ücretsiz olarak izleyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/izmir-dijital-saglik-akademisi-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/01/izmir-dijital-saglik.jpg" type="image/jpeg" length="61303"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmirli yurttaşlar, rahim ağzı kanserine karşı bilinçleniyor]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/izmirli-yurttaslar-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilincleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/izmirli-yurttaslar-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilincleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, 30 ilçede Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında eğitimler düzenliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri kapsamında, İzmirli yurttaşlar hastalık hakkında kapsamlı biçimde bilgilendiriliyor. Ay sonuna kadar 30 ilçede tamamlanması planlanan farkındalık eğitimlerinde; rahim ağzı kanserinin risk faktörleri, belirtileri, erken teşhis ve tarama faaliyetlerinin önemi, tedavi süreçleri ile korunma yöntemleri yurttaşlara aktarılıyor.</p>

<p>Rahim ağzı kanseri, dünya genelinde kadınlarda meme kanseri, kalın bağırsak kanseri ve akciğer kanserinin ardından en sık görülen dördüncü kanser türü olarak öne çıkarken, Türkiye’de ise görülme sıklığı bakımından 10. sırada yer alıyor.</p>

<p><strong>Hemşire ve psikologlar eğitim veriyor</strong></p>

<p>Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü'nde psikolog olarak görev yapan Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı Kadın Sağlığı Eğitmeni Merve Çarkcı Kapı, “Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında İzmir’in 30 ilçesinde rahim ağzı kanserine yönelik farkındalık eğitimleri düzenliyoruz. Benzer bir etkinliği, Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda da düzenlemiştik. Amacımız, kanser türlerine karşı farkındalık oluşturmak, erken tanının önemini hatırlatmak. Eğitimleri psikologlar ve hemşireler olarak veriyoruz. Eğitimlerimizden sonra yurttaşlar sağlık taramalarına gidiyor, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerine (KETEM) başvuruyor. Çok güzel dönüşler alıyoruz. Eğitim verdiğimiz kişilerin arasında kanser tedavi sürecinde olan ya da kanser geçmişi olan kişiler de oluyor. Eğitimlerde onların da tecrübelerinden faydalanıyoruz” dedi.</p>

<p><strong>Erken teşhis ve taramanın önemine dikkat çekiliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü’nde eğitmen hemşire olarak görev yapan Gülseren Şentürk, rahim ağzı kanserinde erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Şentürk, “Rahim ağzı kanseri, erken teşhisle neredeyse yüzde 100 tedavi edilebilen ve başarı şansı çok yüksek bir kanser türü. Bu nedenle eğitimlerimizde özellikle tarama konusuna büyük önem veriyoruz. KETEM’in adını dahi duymamış birçok kişi var. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki KETEM gibi hizmetlere erişimi artırmak ve yurttaşlara yol göstermek açısından bu eğitimler son derece faydalı” dedi.</p>

<p><strong>“Erken teşhis hayat kurtarır”</strong></p>

<p>Eğitimlere katılan yurttaşlardan Münevver Öztürk ise “Rahim ağzı kanseri hakkında az çok bilgim olduğunu düşünüyorum ama bilgilerimi tazelemek istedim. Erken teşhisin hayat kurtardığını hepimiz zaten biliyoruz. Bütün kadın ve erkeklerin bu eğitimi mutlaka alması gerektiğine inanıyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarını takip ettiğim için bu eğitimden haberdar oldum. Bu eğitimleri çok faydalı buluyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Izmirli Yurttaslar Rahim Agzi Kanserine Karsi Bilincleniyor 2" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/01/izmirli-yurttaslar-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilincleniyor-2.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>Kentin dört bir yanında eğitim</strong></p>

<p>5 Ocak’tan bu yana farklı ilçelerde düzenlenen eğitimler, 15 Ocak’ta Gaziemir Sarnıç Semt Evi’nde ve Narlıdere Belediyesi AKM Meclis Salonu’nda saat 14.00’te, 16 Ocak’ta Kemalpaşa Belediyesi Kültür Merkezi’nde saat 14.30’da, 19 Ocak’ta Foça Belediyesi Sosyal Tesislerinde saat 11.00’de, 20 Ocak’ta Güzelbahçe Kadın Dayanışma Merkezi’nde saat 10.00’da ve Balçova İnciraltı Engelliler Merkezi’nde saat 14.30’da, 21 Ocak’ta Karşıyaka Alaybey Mahallesi’nde saat 14.00’te ve Tire Belediyesi Sinema Salonu’nda saat 14.00’te, 22 Ocak’ta Aliağa Kültür Merkezi’nde saat 13.00’te, 23 Ocak’ta Dikili Cumhuriyet Mahallesi’nde saat 13.00’te ve Çiğli Belediyesi Flamingo Semt Merkezi’nde saat 14.00’te, 26 Ocak’ta Karaburun Halk Eğitim Merkezi’nde saat 11.00’de, Mordoğan Belediyesi Düğün Salonu’nda saat 13.30’da ve Ödemiş Belediyesi Kongre ve Düğün Salonu’nda saat 14.00’te, 27 Ocak’ta Urla Eski Tamirhane Binası’nda saat 11.00’de ve Menemen Belediyesi Seyrek Şube Müdürlüğü’nde saat 14.00’te, 28 Ocak’ta Kiraz Belediyesi Düğün Salonu’nda saat 13.00’te, 29 Ocak’ta Konak Şato’da saat 15.00’te ve 30 Ocak’ta Bergama Narlıca Cemevi’nde saat 13.00’te gerçekleştirilecek.</p>

<p>Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü ise İzmir Büyükşehir Belediyesi personeline yönelik çeşitli farkındalık çalışmaları yapıyor. Bu kapsamda 30-65 yaş arası personel rahim ağzı kanseri taramasına yönlendirilirken, 40-69 yaş arası personel için de meme kanseri taraması için mamografi randevu alınıyor ve personel KETEM’lere yönlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/izmirli-yurttaslar-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilincleniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/01/izmirli-yurttaslar-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilincleniyor.jpg" type="image/jpeg" length="18902"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Anne sütü bebeğin en güçlü bağışıklık kalkanıdır”]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/anne-sutu-bebegin-en-guclu-bagisiklik-kalkanidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/anne-sutu-bebegin-en-guclu-bagisiklik-kalkanidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi, Emzirme ve Relaktasyon Polikliniği, sağlıklı nesillerin yetişmesine öncülük ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı çatısı altında hizmet veren Emzirme ve Relaktasyon Polikliniği, 'Bebek Dostu Hastane' vizyonuyla sağlıklı nesillerin yetişmesine öncülük ediyor. Annelere, 32’nci gebelik haftasından itibaren bilimsel ve profesyonel destek sunan merkez; Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Feyza Umay Koç öncülüğündeki Bebek Dostu Hastane Komitesi tarafından, en güncel bilimsel protokollerle yönetiliyor.</p>

<p>Bebek sağlığının en temel yapı taşı olan anne sütünü çalışmalarının merkezine alan poliklinik, gebelikten doğum sonrasına uzanan süreçte anneler için önemli bir güven kaynağı oluşturuyor. Merkez aynı zamanda, anne sütünün korunması ve emzirme bilincinin toplumda yaygınlaştırılmasını hedefliyor.</p>

<p><img alt="++++Prof. Dr. Feyza Umay Koç, “Anne Sütü Bebeğin En Güçlü Bağışıklık Kalkanıdır” (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/01/prof-dr-feyza-umay-koc-anne-sutu-bebegin-en-guclu-bagisiklik-kalkanidir-2.jpg" width="747" /></p>

<p><strong>“Annelere 32’nci haftadan itibaren uygulamalı destek veriyoruz”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin uzun yıllardır taşıdığı “Bebek Dostu Hastane” unvanıyla kalite standartlarını en üst seviyede tuttuğunu belirten Prof. Dr. Feyza Umay Koç, “Emzirme başarısının doğru bilgilenme ile başladığı ilkesinden yola çıkan merkezimiz, 32’nci hafta ve üzerindeki tüm gebe kadınlara yönelik kapsamlı eğitimler düzenliyor. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen bu eğitimlerde; doğru emzirme teknikleri, bebeklerin açlık sinyallerini anlama ve meme sağlığı gibi kritik konular detaylandırılıyor. Böylece anne adayları, doğum sonrasına hem psikolojik hem de teknik açıdan hazır bir şekilde giriyor. Ege Üniversitesi Hastanesi Kadın Doğum Servisi’nde doğum yapan anneler, henüz taburcu olmadan emzirme danışmanlarımız tarafından ziyaret edilerek uygulamalı destek alıyor. Ayrıca süreç içerisinde çeşitli nedenlerle emzirmeye ara vermiş veya süt miktarı azalmış anneler için ‘relaktasyon’ yani sütün yeniden gelmesini sağlama yöntemleri uygulanıyor. Bilimsel metotlarla desteklenen anneler, yeniden emzirme motivasyonu kazanarak bebeklerinin bağışıklığını güçlendirme fırsatı buluyor” dedi. Prof. Dr. Feyza Umay Koç “Bebek Dostu Hastane” olmak için ekip çalışmasının çok önemli olduğunu ve bu konuda hastane yönetiminin, Yenidoğan Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Özge Altun ve Doç. Dr. Demet Terek’in, tüm bebek dostu hastane komisyonu üyelerinin koşulsuz destek verdiklerini belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>“ Bebekler ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmelidir”</strong></p>

<p>Bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Feyza Umay Koç, “Anne sütü, bebeğin en güçlü bağışıklık kalkanıdır. Her bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini sağlamak ve bu süreci 2 yaş ve ötesine taşımak, bebeğin gelişimi açısından hayati önem taşır. Üniversitemizin akademik birikimiyle sahaya inen polikliniğimiz, İzmir ve çevresindeki tüm anneler için bir rehber niteliğindedir ” diye konuştu.</p>

<p>Ege Üniversitesi 'Bebek Dostu Hastanesi' bünyesindeki Emzirme ve Relaktasyon Polikliniği; Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Feyza Umay Koç öncülüğünde, Doç. Dr. Merve Tosyalı ile birlikte; emzirme politikalarını ve anne sütü destek çalışmalarını güncel bilimsel protokollerle destekleyerek yürütüyor. Polikliniğin deneyimli emzirme danışmanları Zeliha Ünal Demirtürk, Lütfiye Gökdağ Taşçı ve Tuğba Hendem; Emzirme ve Relaktasyon Polikliniği, Kadın-Doğum Polikliniği ve Kadın-Doğum Servisi olmak üzere üç ayrı noktada kesintisiz hizmet sunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/anne-sutu-bebegin-en-guclu-bagisiklik-kalkanidir</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/01/prof-dr-feyza-umay-koc-anne-sutu-bebegin-en-guclu-bagisiklik-kalkanidir-1.jpg" type="image/jpeg" length="58294"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EÜ’ün “Nazogastrik Tüp Sabitleme Gözlüğü” buluşu faydalı model olarak tescillendi]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/euun-nazogastrik-tup-sabitleme-gozlugu-bulusu-faydali-model-olarak-tescillendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/euun-nazogastrik-tup-sabitleme-gozlugu-bulusu-faydali-model-olarak-tescillendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi'nde geliştirilern “Nazogastrik Tüp Sabitleme Gözlüğü” Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından “Faydalı Model Belgesi” almaya hak kazandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel’ın, Hemşire Deniz Tekin ile birlikte geliştirdikleri</p>

<p>“Nazogastrik Tüp Sabitleme Gözlüğü” Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından</p>

<p>“Faydalı Model Belgesi” almaya hak kazandı. Sağlık sektöründe ameliyat sonrası dönemde ve enteral beslenme uygulamalarında kullanılmak üzere tasarlanan buluş, nazogastrik tüpün güvenli ve konforlu şekilde sabitlenmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, inovatif buluşları Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Faydalı Model Belgesi almaya hak kazanan Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel’i ve Deniz Tekin’i başarılarından dolayı tebrik etti.</p>

<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel, “Enteral beslenme, geçirdikleri operasyonlar sonucu beslenme ihtiyaçlarını doğal yoldan karşılamakta güçlük çeken hastaların ihtiyaçları olan besin öğelerinin özel hazır beslenme solüsyonları ile sindirim kanalı yoluyla verilmesini sağlayan beslenme türüdür. Nazogastrik entübasyon, ameliyat sonrası dönemde, hastanın enteral beslenmesine yardımcı olmak için kullanılan; plastik tüplerin burundan, boğazdan geçerek ve mideye inmesini içeren tıbbi bir işlemdir. Söz konusu plastik tüpler, beslenme için özel olarak kullanılan daha esnek ve daha az tahriş edici, küçük çaplı besleme tüpleridir. Ancak bu tüpler, beslenmenin yanı sıra ameliyattan sonra bulantı, kusma ve mide distansiyonunu önlemek için de kullanılmaktadır. Nazogastrik tüplerin sabitlenmesi söz konusu uygulamaların sorunsuz yapılması için büyük önem taşımaktadır” dedi.</p>

<p><img alt="++Nazogastrik Tüp Sabitleme Gözlüğü" class="detail-photo img-fluid" height="462" src="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/01/nazogastrik-tup-sabitleme-gozlugu.jpg" width="539" /></p>

<p><strong>“Sağlık çalışanlarına önemli kolaylık sağlayacak”</strong></p>

<p>Buluşun sağlık çalışanlarına kolaylık sağlayacağını ifade eden Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel, “Geliştirdiğimiz nazogastrik tüp sabitleme gözlüğü, gözlük formunda bir çerçeveye sahip olup nazogastrik tüplerin uygulama sırasında ve sonrasında güvenli biçimde sabit kalmasını sağlamaktadır. Ameliyat sonrası dönemde enteral beslenmeye ihtiyaç duyan hastalarda kullanılan nazogastrik tüpler, mevcut uygulamalarda flasterle burun köprüsüne sabitlenmekte ve bu durum burun dokusunda tahriş, tahribat ve basınç ülseri riskini beraberinde getirmektedir. Bu buluşla, kulak arkalarına ve burun köprüsüne yerleşen özel çerçeve yapısı sayesinde NG tüplerinin sabitlenmesi sağlanmakta; silikon malzemeden üretilmiş burun kaplama bölgesi ile burun dokusu korunmaktadır. Böylece hem hastanın konforu ve güvenliği artırılmakta hem de normal ya da normale yakın çalışan gastrointestinal sistem aracılığıyla güvenli enteral beslenmenin devamlılığı desteklenmektedir. Buluşumuz, uygulama sırasında yaşanan sabitleme sorunlarını ortadan kaldırarak sağlık çalışanlarına da önemli kolaylık sağlamaktadır” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/euun-nazogastrik-tup-sabitleme-gozlugu-bulusu-faydali-model-olarak-tescillendi</guid>
      <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/01/prof-dr-sebnem-cinar-yucel.jpeg" type="image/jpeg" length="24208"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Bu Sosyal Devletin Çöküş Belgesidir"]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/bu-sosyal-devletin-cokus-belgesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/bu-sosyal-devletin-cokus-belgesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ATA Parti İzmir İl Başkanı Resül KARA; “Prim Borcu Gerekçesiyle Milyonlarca Yurttaş Sağlıktan Koparıldı."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, 1 Ocak 2026 itibarıyla sosyal devlet ilkesinin en ağır ihlallerinden biriyle karşı karşıya kaldı.<br />
Bağ-Kur ve Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu bulunan milyonlarca vatandaşın kamu ve üniversite hastanelerinden yararlanamaz hâle gelmesine ilişkin sert bir açıklama yapan ATA Parti İzmir İl Başkanı Resül KARA, yaşananları “yönetim zafiyeti” değil, bilinçli bir siyasal tercih olarak niteledi.</p>

<p>KARA, sağlık sisteminde gelinen noktayı şu sözlerle değerlendirdi: “Bu bir teknik düzenleme değil, bu bir vicdan kırılmasıdır. Devlet, prim borcu olan yurttaşına ‘hasta olma’ diyor, ‘öl ama bana yük olma’ diyor. Bunun adı sosyal güvenlik değil, sosyal tasfiyedir.”</p>

<h3><strong>“SAĞLIK HAKKI TAHSİLAT ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”</strong></h3>

<p>ATA Parti İzmir İl Başkanlığı Sağlık ve Toplum Refahı Komisyonu tarafından hazırlanan kapsamlı rapora dikkat çeken Resül KARA, hükümetin yıllardır uyguladığı prim ve sağlık politikalarının bugün milyonlarca insanı sistem dışına ittiğini vurguladı.</p>

<p>“Bağ-Kur’lunun geliri düzensiz, primi yüksek, desteği yok. Sonra da ‘borcun var’ diyerek kapıyı kapatıyorsunuz. Bu, başarısız bir sistemin faturasını vatandaşa kesmektir.”</p>

<p>KARA, sağlık hizmetinin borçla ilişkilendirilmesinin Anayasa’nın sosyal devlet ilkesine açıkça aykırı olduğunu belirterek, mevcut uygulamanın insan onurunu zedelediğini ifade etti.</p>

<h3><strong>“MEDENİ ÜLKELER SAĞLIĞI KORUR, TÜRKİYE BORÇLA CEZALANDIRIYOR”</strong></h3>

<p>Açıklamasında Avrupa ülkelerindeki uygulamalara da değinen Resül KARA, Türkiye’nin bilinçli olarak yanlış bir yolda ilerlediğini söyledi.</p>

<p>“Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de kimseye ‘önce borcunu öde, sonra tedavi olursun’ denmez.<br />
Çünkü onlar sağlık sistemini tahsilat düzeni olarak görmez. Türkiye’de ise sağlık, bütçe açığını kapatma aracına dönüştürülmüştür.”</p>

<p>KARA’ya göre bu yaklaşım, Türkiye’yi çağdaş ülkelerden uzaklaştırmakta ve sağlık sistemini toplumsal risk üreten bir yapıya sürüklemektedir.</p>

<h3>“BU UYGULAMA SADECE BİREYİ DEĞİL, TOPLUM SAĞLIĞINI DA TEHDİT EDİYOR”</h3>

<p>Prim borcu nedeniyle sağlık hizmetine erişemeyen yurttaşların hastalıklarını ertelemek zorunda kaldığını vurgulayan Resül KARA, bunun uzun vadede çok daha büyük maliyetler doğuracağına dikkat çekti.</p>

<p>“Bugün tedaviyi engellerseniz, yarın çok daha ağır bir tabloyla karşılaşırsınız. Bu hem insanî hem de kamusal bir akıl tutulmasıdır. Kısa vadeli tasarruf hesabı, uzun vadeli bir sağlık felaketine dönüşmektedir.”</p>

<h3><strong>“ATA PARTİ BU ZİHNİYETE TESLİM OLMAYACAK”</strong></h3>

<p>ATA Parti’nin sağlık anlayışının net olduğunu vurgulayan KARA, partisinin durduğu yeri şu ifadelerle özetledi:</p>

<p>“Sağlık; ertelenemez, borca bağlanamaz, pazarlık konusu yapılamaz. ATA Parti için sağlık, doğuştan gelen bir haktır. Devletin görevi, en zayıfı korumaktır; cezalandırmak değildir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Resül KARA, sağlık hizmetlerinin kesintisiz, kamusal ve prim borcundan bağımsız hâle getirilmesinin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirtti.</p>

<h3><strong>“BU TABLO TARİHE NOT DÜŞÜLMELİDİR”</strong></h3>

<p>Açıklamasının sonunda Genel Merkez’e sunulan raporun yalnızca bugünü değil, geleceği de ilgilendirdiğini ifade eden KARA, şu sözlerle uyarıda bulundu:</p>

<p>“1 Ocak 2026, sağlık sisteminin çöktüğü gündür. Bu tarih, sosyal devletin geri çekildiği gün olarak kayda geçmiştir. ATA Parti bu düzeni kabul etmiyor ve etmeyecek.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/bu-sosyal-devletin-cokus-belgesidir</guid>
      <pubDate>Fri, 02 Jan 2026 19:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2026/01/i-m-g-20260102-w-a0034.jpg" type="image/jpeg" length="50245"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir’in Sağlık Altyapısı Yeni Hekim Atamalarıyla Güçleniyor]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/izmirin-saglik-altyapisi-yeni-hekim-atamalariyla-gucleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/izmirin-saglik-altyapisi-yeni-hekim-atamalariyla-gucleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı 126. Dönem DHY atamalarıyla İzmir’e yeni hekimler görevlendirdi, kentin sağlık altyapısını güçlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan <strong>Yaşar Kırkpınar</strong>, yapılan atamaların sağlık hizmetlerinde önemli bir iyileşme sağlayacağını ifade etti.</h3>

<p>Gerçekleştirilen hekim atamalarıyla birlikte İzmir genelinde özellikle birinci basamak sağlık hizmetleri ve hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinin insan kaynağı açısından daha da güçlendiğini belirten Kırkpınar, bu sürecin vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve nitelikli erişimini hedeflediğini vurguladı.</p>

<p>Atamaların kapsamına ilişkin bilgi veren Kırkpınar, görevlendirmelerin acil sağlık hizmetlerinden dahili branşlara, çocuk sağlığı ve hastalıklarından kadın hastalıkları ve doğuma, cerrahi branşlardan tanı ve görüntüleme hizmetlerine kadar geniş bir alanı kapsadığını kaydetti. Bu doğrultuda İzmir’in merkez ve ilçe hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastanelerinin hekim kadrolarının önemli ölçüde güçlendirildiğini ifade etti.</p>

<p>AK Parti’nin sağlık alanındaki politikalarına da değinen Kırkpınar, güçlü altyapı, nitelikli insan kaynağı ve sürdürülebilir hizmet anlayışıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Yeni hekim atamalarıyla birlikte İzmirli vatandaşların sağlık hizmetlerinden daha etkin şekilde yararlanmasının hedeflendiğini dile getirdi.</p>

<p>Acil sağlık hizmetlerine yönelik yatırımların da devam ettiğini belirten Kırkpınar, İzmir genelinde ambulans filosunun yenilendiğini ve hizmet kapasitesinin artırıldığını açıkladı. Bu kapsamda İzmir’de hizmet vermek üzere 45 yeni ambulansın daha envantere alındığını ifade eden Kırkpınar, söz konusu takviyenin özellikle acil vakalara erişim süresini kısaltacağını ve sunulan sağlık hizmetinin kalitesini artıracağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kırkpınar, açıklamasının sonunda İzmir’e atanan tüm hekimlere görevlerinde başarılar dileyerek, envantere katılan ambulansların da kente ve vatandaşlara hayırlı olmasını temenni etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/izmirin-saglik-altyapisi-yeni-hekim-atamalariyla-gucleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Dec 2025 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2025/12/yasar-kirkpinar-hekim-atamalari.jpg" type="image/jpeg" length="86624"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lösemili Çocukların Yeni Yıl Hayalleri Gerçeğe Dönüşüyor]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/losemili-cocuklarin-yeni-yil-hayalleri-gercege-donusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/losemili-cocuklarin-yeni-yil-hayalleri-gercege-donusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[LÖSEV, lösemi ve kanser tedavisi gören çocukların yeni yıl dileklerini gerçeğe dönüştürmek
için “Dilek Topla Benim İçin” kampanyasını bu yıl da gerçekleştiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>LÖSEV, Aralık ayı boyunca tedavisi devam eden lösemili çocukları onlar için özel olarak hazırlanmış<br />
hediyeler ile buluşturmaya devam ediyor. Lösemili çocukların yeni yıla umutla girebilmesi için<br />
hazırlanan projede, çocuklar hayallerini süsleyen oyuncak dileklerini paylaşıyor. “Dilek Topla Benim<br />
İçin” çağrısıyla gönüllüler, bu dilekleri oyuncak bağışlarıyla gerçeğe dönüştürüyor. Kampanya, zorlu<br />
bir mücadele veren çocukların yüzlerinde tebessüm oluşturmayı ve onlara moral desteği sağlamayı<br />
amaçlıyor.<br />
<br />
<strong>Sevgi ve Özenle Hazırladılar</strong><br />
<br />
Etkinlikte bir araya gelen gönüllüler, lösemili çocukların mutluluğunu artırmak ve tedavi süreçlerine<br />
bir nebze destek olmak amacıyla toplanan hediyeleri titizlikle paketledi. Her bir hediye, yalnızca bir<br />
yılbaşı armağanı olmanın ötesinde tedavi sürecindeki lösemili çocuklara moral kaynağı oluşturdu.<br />
LÖSEV’ in desteğiyle çocukların yeni yıl dileklerini gerçeğe dönüştüren gönüllüler, yüzlerinde<br />
oluşacak tebessümün en büyük motivasyonları olduğunu söyleyerek hazırladıkları paketlerin kendileri<br />
için de çok anlamlı bir iyilik hareketi olduğunu belirtti.<br />
<br />
<strong>“Herkesi Bu İyilik Yolculuğuna Davet Ediyoruz”</strong><br />
<br />
LÖSEV İzmir İl Koordinatörü Ebru Alkan, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada,<br />
“LÖSEV olarak en büyük hedefimiz, 9 milyon gönüllümüz ve on binlerce bağışçımızla lösemili<br />
çocuklarımızın ve ailelerinin bu zorlu yolculukta kendilerini asla yalnız hissetmemesini sağlamak.<br />
Bugün bu etkinlikte de gönüllülerimizin sevgiyle hazırladığı ve çocuklarımızın hayallerini taşıyan bu<br />
hediyelerin onlara umut ve moral olmasını istedik. Bu iyilik yolculuğunda herkesi LÖSEV’ le birlikte<br />
çocuklarımızın yanında olmaya davet ediyoruz,” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<strong>Çocukların Motivasyonu Tedavilerinde Etkili</strong></p>

<p><br />
Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı - LÖSEV, Türkiye genelinde sayıları 110 bini aşan kayıtlı<br />
hasta ve ailelerine 27 yıldır olduğu gibi tamamen ücretsiz tedavi ve eğitim hizmetleriyle birlikte maddi<br />
ve manevi desteklerini sunmaya devam ediyor. Vakıf, “Dilek Topla Benim İçin” projesiyle de<br />
çocukların hayallerini gerçeğe dönüştürerek onlara moral, güç ve umut vermeyi Aralık ayı boyunca<br />
sürdürmeye devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/losemili-cocuklarin-yeni-yil-hayalleri-gercege-donusuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2025/12/losev-den-izmir-de-dilek-topla.jpeg" type="image/jpeg" length="29534"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üzüntü ve Yoğun Stres Kalbinizi Gerçekten Hasta Edebilir]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/uzuntu-ve-yogun-stres-kalbinizi-gercekten-hasta-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/uzuntu-ve-yogun-stres-kalbinizi-gercekten-hasta-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ani ve yoğun stres, derin üzüntüler, ayrılık acısı, maddi ya da manevi kayıplar ve büyük hayal kırıklıkları, kalbinizi yıpratıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalbin duygularla ilişkisi uzun yıllardır mecazi anlatımlarla ifade edilse de modern tıp, duygusal travmaların kalbi biyolojik olarak da etkilediğini artık net biçimde ortaya koyuyor. Bilimsel çalışmalara göre yoğun emosyonel stres; kalp kasında geçici felce, ritim bozukluklarına ve kimi zaman gerçek bir kalp kriziyle neredeyse bire bir aynı belirtilere yol açabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. İstemihan Tengiz, modern kardiyolojinin ruhsal durumun kalp sağlığının ayrılmaz bir parçası olduğunu açıkça gösterdiğini belirterek, duygusal yüklenmenin biyolojik sonuçlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Günlük hayatta sıkça dile getirilen “Kalbim sıkışıyor” ifadesi, bazı durumlarda yalnızca bir duygu değil, tıbbi karşılığı olan ciddi bir tabloya işaret edebiliyor. Prof. Dr. İstemihan Tengiz, bu durumun “Takotsubo Kardiyomiyopatisi” ya da yaygın bilinen adıyla “Kırık Kalp Sendromu” olarak tanımlandığını söyledi.</p>

<p>Takotsubo sendromunun, Japonya’da ahtapot avında kullanılan dar boyunlu ve geniş tabanlı kaba benzeyen kalp görüntüsünden adını aldığını aktaran Tengiz, sendromun genellikle sevilen birinin kaybı, ayrılık, büyük bir tartışma, iş kaybı, ekonomik sorunlar veya trafik kazası gibi yoğun emosyonel ya da fiziksel streslerin ardından ortaya çıktığını ifade etti.</p>

<p>Bu süreçte vücutta aşırı miktarda adrenalin ve <a href="https://egeyenises.com/2025/12/22/duygusal-travmalar-kalp-sagligini-tehdit-ediyor/" rel="nofollow">katekolamin</a> salgılandığını belirten Tengiz, bunun kalp kasında geçici kasılma kusuruna yol açtığını söyledi. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi gibi belirtilerin kalp krizini bire bir taklit edebildiğini ve bu nedenle hastaların sıkça acil servislere başvurduğunu aktardı. EKG bulguları ve bazı kan değerlerinin de kalp kriziyle karışabildiğini, ancak anjiyografide koroner damarların tıkalı olmadığının görüldüğünü belirtti.</p>

<h2><strong>Duygular ve Hormonlarla Şekillenen Hassas Denge</strong></h2>

<p>Takotsubo sendromunun çoğu zaman geçici olduğunu ve birkaç hafta içinde kalp fonksiyonlarının normale dönebildiğini belirten Prof. Dr. İstemihan Tengiz, bunun hafife alınmaması gereken bir tablo olduğunun altını çizdi. Özellikle ileri yaş kadınlarda daha sık görülmesi ve ritim bozukluğu ile kalp yetersizliği gibi komplikasyonlara yol açabilmesi nedeniyle dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Stres hormonlarının kalp üzerindeki etkilerinin yalnızca Takotsubo ile sınırlı olmadığını belirten Tengiz, yoğun stres dönemlerinde aritmiler, tansiyon yükselmeleri, çarpıntı ve mevcut kalp hastalıklarının alevlenebildiğini söyledi. Bu nedenle stres yönetimi, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku, sosyal destek ve psikolojik dayanıklılığı artıran yaşam alışkanlıklarının kalp sağlığını korumada önemli rol oynadığını vurguladı.</p>

<h2><strong>Kalbi Koruyucu Alışkanlıklar Edinin</strong></h2>

<p>Takotsubo sendromunun belirtilerinin gerçek bir kalp kriziyle neredeyse bire bir aynı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İstemihan Tengiz, göğüste baskı ve sıkışma hissi, nefes darlığı, çarpıntı, kola, boyna veya çeneye yayılan ağrı, terleme, bulantı ve baş dönmesi gibi şikâyetlerde vakit kaybetmeden hastaneye başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Tanı sürecinde EKG, kalp kası enzimleri ve kalp ultrasonunun kullanıldığını, gerekli durumlarda anjiyografi yapıldığını aktaran Tengiz, hastaların erken dönemde ritim bozukluğu veya akut kalp yetmezliği gelişme riski nedeniyle kısa süreli izlem altına alındığını ifade etti. Tedavinin kişiye özel planlandığını, genellikle kalp hızını düzenleyen ilaçlar, kalp kası fonksiyonunu destekleyici tedaviler ve gerektiğinde kan sulandırıcıların kullanıldığını, damar tıkanıklığı olmadığı için stent veya balon uygulamasına gerek duyulmadığını belirtti.</p>

<p>İyileşme sürecinde ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılması, kafein ve nikotin tüketiminin azaltılması, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi ve stres kaynaklarının yönetilmesinin önemine dikkat çeken Tengiz, düzenli egzersiz, nefes çalışmaları, meditasyon, bilişsel davranışçı terapi, sağlıklı uyku düzeni ve güçlü sosyal ilişkilerin kalp sağlığını desteklediğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/uzuntu-ve-yogun-stres-kalbinizi-gercekten-hasta-edebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2025/12/istemihan-tengiz-kiril-kalp-sendromu.jpg" type="image/jpeg" length="44485"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir Sağlıkta Yerel Yönetim Modeliyle Türkiye’ye Örnek Oldu]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/izmir-saglikta-yerel-yonetim-modeliyle-turkiyeye-ornek-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/izmir-saglikta-yerel-yonetim-modeliyle-turkiyeye-ornek-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılı boyunca koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini kentin geneline yayarak kapsamlı bir sağlık ağı oluşturdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evde bakım hizmetlerinden ruh sağlığı desteklerine, yaşlı dostu merkezlerden ücretsiz test uygulamalarına kadar birçok alanda yürütülen çalışmalarla yüz binlerce yurttaşa ulaşıldı. Bu yaklaşım, İzmir’i sağlık alanında örnek şehirler arasında öne çıkardı.</p>

<p>İzmir’de sağlık politikaları; koruyucu halk sağlığı çalışmaları, evde bakım hizmetleri, ruh sağlığı desteği, eğitim ve farkındalık programları, test ve danışmanlık merkezleri ile aktif yaş alma uygulamalarını kapsayan çok yönlü bir yapı üzerine kuruldu. Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan “Şehir Sağlık Profili” doğrultusunda oluşturulan “Şehir Sağlığını Geliştirme Planı” sayesinde İzmir, 2025 yılında Sağlık Bakanlığı’nın Sağlığı Geliştiren Belediyeler Projesi kapsamında verilen Sağlığı Geliştiren Belediye (SAGEB) unvanını alan Türkiye’deki ikinci büyükşehir oldu.<br />
<img alt="Izmir Saglik Modeli Cemil Tugay" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/izmirinhabercisi-com/uploads/2025/12/izmir-saglik-modeli-cemil-tugay.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>Eşrefpaşa Hastanesi Ek Hizmet Binasında Çalışmalar Sürüyor</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2024 yılı eylül ayında yapımına başlanan Eşrefpaşa Hastanesi ek hizmet binasında çalışmalar hızla devam ediyor. Yaklaşık 549 milyon lira bütçeyle hayata geçirilen modern sağlık tesisinin yüzde 42’si tamamlandı. Projenin 2026 yılında hizmete açılması hedefleniyor.</p>

<p><strong>Evde Bakım Hizmetleri Öne Çıktı</strong></p>

<p>2025 yılında evde bakım hizmetleri, belediyenin sağlık çalışmalarında önemli bir yer tuttu. Eşrefpaşa Hastanesi Evde Bakım Şube Müdürlüğü ekipleri, yıl boyunca kişisel bakım, kuaför, ev temizliği ve mini onarım hizmetleriyle 24 bin 220 yurttaşa ulaştı. Sağlık hizmetleri kapsamında ise muayene, fizyoterapi, diş hekimi ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinden 7 bin 506 kişi yararlandı.</p>

<p><strong>Ev Kazalarına Karşı Önleyici Proje</strong></p>

<p>Ev kazalarının önlenmesi amacıyla “Güvenli Ev, Sağlıklı Yaşam” projesi hayata geçirildi. Proje kapsamında, evde bakım hizmeti alan yurttaşların evleri iş güvenliği uzmanları tarafından incelenerek riskler belirlendi ve önleyici düzenlemeler yapılmaya başlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Poliklinik ve Sağlık Hizmetlerinde Artış</strong></p>

<p>Eşrefpaşa Hastanesi polikliniklerinde 2025 yılında 352 bin 911 hastaya hizmet verildi, bin 686 operasyon gerçekleştirildi. Hastane bünyesinde Gebe Okulu, Sigarayı Bırakma Polikliniği ve Ambulans Servisi de hizmete alındı.</p>

<p><strong>Sağlıklı Yaş Alma, Alzheimer ve Demans Merkezleri</strong></p>

<p>Sağlıklı Yaş Alma Merkezi, 65 yaş üstü bin üyeye yıl boyunca ücretsiz kurs ve atölye imkânı sundu. Merkezde spor, sanat ve sosyal etkinlikler geniş bir yelpazede sunulurken, Alzheimer ve Demans Merkezi’nde birinci evre Alzheimer ve hafif demans tanısı olan bireylere yönelik gündüz bakım ve bilişsel destek hizmetleri sürdürüldü.</p>

<p><strong>Psikolojik Destek ve Ücretsiz Test Hizmetleri</strong></p>

<p>Yıl ortasında hizmete başlayan ücretsiz psikolojik destek birimleri aracılığıyla yaklaşık 700 yurttaşa psikolojik danışmanlık sağlandı. Bunun yanı sıra Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi’nde kimliksiz ve ücretsiz olarak HIV, Hepatit B, Hepatit C ve sifiliz testleri sunulmaya başlandı.</p>

<p><img alt="Izmir Saglik Modeli 3" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/izmirinhabercisi-com/uploads/2025/12/izmir-saglik-modeli-3.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi İlgi Görüyor</strong></p>

<p>Haziran ayından bu yana hizmet veren İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi (İZSEM), psikolojik danışmanlık, beslenme ve diyet, kadın ve üreme sağlığı, fizyoterapi ve hareketli yaşam programlarıyla yurttaşlara ücretsiz hizmet sunuyor.</p>

<p><strong>Yeni Merkezler ve Bilimsel Çalışmalar Yolda</strong></p>

<p>Önümüzdeki dönemde Diyabet Farkındalık Merkezi’nin açılması planlanırken, İzmir Planlama Ajansı iş birliğiyle hazırlanacak İzmir Yaşlılık Atlası ile kentin yaşlanma dinamiklerinin bilimsel temelde ele alınması hedefleniyor.</p>

<p><strong>Uluslararası Ağlarda İzmir</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Yaşlı Dostu Kentler ve Topluluklar Ağı’na kabul edildi. Ayrıca UNESCO Öğrenen Şehirler programı kapsamında yaşam boyu öğrenme çalışmalarının koordinasyonunu üstlendi. WHO iş birliğiyle hazırlanan yayınlar, İzmir’in sağlık ve yaşlı dostu kent politikalarında uluslararası alanda örnek gösterilmesine katkı sağladı.</p>

<p><strong>İleri Yaş ve Çocuklara Yönelik Eğitimler</strong></p>

<p>Üçüncü Yaş Üniversitesi kapsamında 60 yaş üstü yurttaşlara yönelik eğitimler sürerken, Yuvamız İzmir Çocuk Etkinlik Merkezleri’nde çocuklara yönelik sağlık ve güvenlik eğitimleri başlatıldı. Bunun yanında ağız ve diş sağlığı, afet ve acil durumlar, mahalle sohbetleri ve sağlıklı yaşam eğitimleri kentin farklı noktalarında devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/izmir-saglikta-yerel-yonetim-modeliyle-turkiyeye-ornek-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 21:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2025/12/izmir-saglik-modeli.jpg" type="image/jpeg" length="99947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öksürüğü Kesmek İsterken Zehirlenmeyin]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/oksurugu-kesmek-isterken-zehirlenmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/oksurugu-kesmek-isterken-zehirlenmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, öksürüğü kesmek için bitkisel, aktardan alınan ürünlerde toksidite yükü olduğunu belirterek, zehirlenme riskine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüzyıllardır çeşitli bitkisel karışımlarla hastalıklara çare aranmış, bunun karşılığında da bugünkü<br />
ilaçların temeli atılmıştır. Ancak tıp, bu konuda ne kadar ilerlerse ilerlesin bugün alternatif tedavi<br />
yöntemi olarak bilinen; bitki çayları, ballı limonlu karışımlar ve benzeri yöntemler bazı hastalık<br />
durumlarında kullanılabiliyor. Bu tarz yöntemleri özellikle çocukların tedavisinde kullanırken 2 kere<br />
düşünmek gerektiğinin altını çizen Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden<br />
Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, “Bitkisel, aktardan alınan ürünlerde toksisite, alerji ve ilaç etkileşimi riski<br />
bulunur. Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyon varlığında ve doğru endikasyonla kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kışın çocuklarda öksürük şikayetinin sık tekrarlamasından kaynaklı çoğu ebeveyn çareyi doğal<br />
yöntemlerde arıyor. Kimisi pekmezli ballı limonlu yöntemlere başvurabilirken kimisi de ıhlamur, nane<br />
limon gibi bitkisel yöntemlere yönelebiliyor. Söz konusu yöntemlerin özellikle çocuklar üzerinde<br />
uygulanması noktasında dikkatli olunması gerektiğini dile getiren Medicana International İzmir<br />
Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, öksürüğün en sık viral üst<br />
solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle meydana geldiğini aktararak, yeterli sıvı tüketimi ve dinlenme<br />
ile hastalık sürecinin çocuklar için hafif geçirilebileceğini ifade etti. Öksürük şikayetinin yanında;<br />
nefes darlığı, morarma (dudak ve çevresi), yüksek ateş ve genel durumda kötüleşme, kanlı ya da<br />
şiddetli balgam, çok küçük bebeklerde emmekte zorlanma gibi semptomların görülmesi durumunda<br />
hemen bir doktora başvurulması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, sosyal<br />
medyadaki sözde doğal yöntemlerin hastaların hekime başvurma süreçlerini geciktirdiğine dikkat<br />
çekti. Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, “Sosyal medyadaki doğal reçeteler nedeniyle tıbbi değerlendirme<br />
gecikebilir veya gereksiz ürün kullanımı olabilir. Bu yüzden herhangi bir semptom varsa bir hekime<br />
görünmeli. Çünkü bazen dakikalarla yarışılabiliyor. Dolayısıyla popüler tavsiyeler yerine semptomun<br />
şiddetine ve süresine göre sağlık profesyonelinin yönlendirmesi çok önemli” mesajını verdi.</p>

<p><br />
<strong>Reçetesiz ilaçlardan uzak durun</strong></p>

<p><br />
Öksürüğü hafifletmek amacıyla evde uygulanabilecek yöntemler hakkında bilgi veren Uzm. Dr.<br />
Gülnar Kerimova, viral hastalıklarda ilk ve en önemli desteğin yeterli sıvı alımı olduğunu söyledi. Uzm.<br />
Dr. Gülnar Kerimova, “Çocuklardaki öksürüğü hafifletmek için bal kullanacaksak çocuğun 1 yaşın<br />
üstünde olması gerektiği unutulmamalıdır. Bal için, akut üst solunum yolu öksürüğünde yatmadan<br />
önce sadece bir tatlı kaşığı tüketildiğinde öksürük ve gece uykusuna kısmen iyi gelebildiğini gösteren<br />
çalışmalar var. Ama 1 yaş altında kesinlikle bal kullanılmaz. Ayrıca çocuğun burnunun tıkanık<br />
olmamasına ve evin nem oranının yüzde 40 ila yüzde 60 arasında tutulmasına özen gösterilmeli. Aksi<br />
takdirde burun tıkanıklığı ve beraberinde de öksürük görülebilir. Bununla birlikte evin yüzde 60’tan<br />
fazla nemlenmemesine de özen gösterilmel. Çünkü bu da evde mikroorganizmaların çoğalmasına<br />
ortam hazırlar ve çocuğu daha da hasta edebilir” açıklamasını kaydetti. Uzm. Dr. Gülnar Kerimova,</p>

<p>öksürüğü hafifletmek amacıyla önerilen doğal çaylarla ilgili de uyarıda bulunarak, “Bazı bitkisel<br />
ürünlerin uzun kullanımı veya fazla dozu irritasyon, alerji, ishal veya etkileşimlere yol açabilir. Bu<br />
nedenle özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde ve kronik hastalığı olan çocuklarda hekiminizle<br />
danışmadan bitkisel karışım vermeyin” dedi.</p>

<p><br />
<strong>En doğal çözüm; dengeli beslenme ve düzenli uyku</strong></p>

<p><br />
Çocuktaki öksürüğün hafiflemesi veya çocuğun iyileşmesi adına doğal çözümlerle harekete geçen<br />
ebeveynlerin en sık yaptığı hatalara dikkat çeken Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
“1 yaş altına bal vermek, botulizm riski yaratır. Gereksiz veya hatalı antibiyotik uygulaması, hem<br />
faydasız hem de antibiyotik direncine neden olur. Reçetesiz öksürük-soğuk algınlığı ilaçlarını küçük<br />
çocuklara vermek, nemlendirici cihazı temizlemeden kullanmak veya aşırı nemlendirmek, gereksiz<br />
pek çok bitkisel karışımı aynı anda vermek gibi durumlar ebeveynlerin en sık yaptığı hatalar olarak<br />
öne çıkıyor. Çocuklarda öksürüğü hafifletmek ve de bağışıklığı güçlü tutmak için yeterli uyku, dengeli<br />
beslenme, el hijyeni ve aşılar oldukça büyük önem taşır. Bu önlemler, solunum yolu enfeksiyonlarının<br />
sıklığını ve şiddetini azaltır. Şunu unutmayın; bağışıklığı güçlendirmek için özel bir iksirimiz yok.<br />
Çocuğunuzun beslenmesine, el hijyenine, yeterli uyumasına, aşılarını yaptırmaya özen gösterin.<br />
Takviye edici gıdalar alırken, lütfen doktorunuzla görüşün. Okul öncesi ve okul çağı çocuklarında<br />
yeterli uyku süresi enfeksiyon riskini düşürür; uyku yoksunluğu bağışıklık fonksiyonunu zayıflatır.<br />
Özetle düzenli, yeterli uyku ve sağlıklı beslenme semptom yönetiminde ve korunmada yardımcıdır.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/oksurugu-kesmek-isterken-zehirlenmeyin</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Dec 2025 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2025/12/gulnar-kerimova-oksuruk-zehirlenme.jpg" type="image/jpeg" length="71410"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Modern Hayatın Sessiz Salgını: Dijital Yorgunluk]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/modern-hayatin-sessiz-salgini-dijital-yorgunluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/modern-hayatin-sessiz-salgini-dijital-yorgunluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çok yorgunum! Son zamanlarda sıkça duyulan bu ifade aslında modern çağın yeni dili haline geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sürekli yorgunluğun bir teşhis değil, sonuç olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri<br />
Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “Modern dünyanın temposu, insan biyolojisinin<br />
kaldıramadığı kadar hızlı ilerliyor. Bu nedenle yorgunluk, bugün artık bir toplum meselesi haline geldi”<br />
dedi. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sosyal medyayı sıkça kullananlarda görülen ‘dijital tükenmişlik’<br />
durumunu vurgulayarak, “Sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon, yorgunluk,tükenmişlik hissi ve dikkat eksikliği de artıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Modern çağ insanından sıklıkla duyulan ‘çok yorgunum’ serzenişine ilişkin Medicana International<br />
İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar değerlendirmelerde bulundu. Dr.<br />
Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “Sürekli yorgunluk bir teşhis değil, bir sonuçtur. Arkasında depresyondan<br />
kaygıya, uyku bozukluklarından iş yaşamının baskılarına kadar uzanan geniş bir neden yelpazesi<br />
vardır. Bunda modern yaşamın koşturmacası, dijital yük ve pandemi sonrası dönemin etkisi var.<br />
Ancak bu durum, çoğunlukla var olan depresyon, anksiyete, tükenmişlik, uyku bozuklukları gibi<br />
tanıların yeni yaşam koşulları altında daha yoğun yaşanması şeklinde ortaya çıkıyor. Yorgunluk aslında<br />
yeni bir tanımlama değil ama çağın yeni dili haline geldi” dedi. Ayrıca tükenmişlik sendromuna da<br />
(burn-out) değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “Dünya Sağlık Örgütü bunu bir hastalık değil, iş<br />
yaşamına özgü bir stres yanıtı olarak sınıflar. Enerji tükenmesi, işle duygusal uzaklaşma, mesleki<br />
verimlilikte azalma... Görülüyor ki modern dünyanın temposu, insan biyolojisinin kaldıramadığı kadar<br />
hızlı ilerliyor. Bu nedenle ‘yorgunluk’ bugün artık bir toplum meselesi haline geldi” diye konuştu.<br />
<br />
<strong>En çok dijital dünya yoruyor</strong><br />
<br />
Gelişen teknolojiyle beraber bireylerin sürekli olarak uyaranlara maruz kaldığını dile getiren Dr.<br />
Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “Bildirimler, mesajlar, aramalar, sosyal medyada kusursuz görünen<br />
hayatlar, ‘geride kalıyorum’ hissi, her an ulaşılabilir olma beklentisi gibi durumlar ruh sağlığında dijital<br />
tükenmişlik veya sosyal medya yorgunluğu olarak adlandırılan yeni bir tabloya neden oluyor. Yoğun iş<br />
temposu, şehir yaşamı ve dijital uyarana maruz kalmak, insan beynini yüksek alarm durumunda<br />
tutabilir. Bu da kronik strese neden olarak vücudun sempatik sinir sistemini sürekli aktive eder.<br />
Kortizol ve adrenalin seviyelerinin yükselmesiyle bedeni sürekli savaş ya da kaç halinde tutar. Bu<br />
durum biyolojik olarak ‘allostatik yük’ yani vücudun kronik stres karşısında uyum sağlamaya<br />
çalışırken yıpranma bedeli kavramıyla açıklanabilir. Kronik stres; otonom sinir sistemi ve inflamatuvar<br />
yanıtları aktive ederek hem fiziksel hastalıklara hem zihinsel yorgunluğa zemin hazırlamaktadır”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>açıklamasını yaptı. Sosyal medyayı yoğun kullanan kişilerde kaygı ve depresyonun yanı sıra yorgunluk<br />
belirtilerinin de gözlemlendiğinin yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktığını aktaran Dr. Öğretim<br />
Üyesi Müge Yaşar, “Diğer bir açıdan bakacak olursak literatürde ‘sosyal medya yorgunluğu’,<br />
‘teknostres’, ‘Fear of Missing Out (FoMO)’ bir şeyleri kaçırma, geri kalma korkusu’ gibi kavramlar artık<br />
ciddi şekilde çalışılıyor. FoMO ve sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon belirtileri,<br />
yorgunluk ve tükenmişlik hissi, dikkat eksikliği artıyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><br />
<strong>Yavaşlamak, hatta bazen durmak gerekiyor</strong><br />
<br />
Sürekli yorgunluğun, bedenin ve zihnin alarm sistemi olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge<br />
Yaşar, bu noktada çözümün, yaşam ritmini yeniden ayarlamakta ve gerekirse bir ruh sağlığı<br />
uzmanından destek almakta olduğunu vurguladı. Özellikle biraz yavaşlamanın, gerekirse durmanın ve<br />
dinlenmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti:<br />
“Pandemi döneminden sonra artan ekran süresi, özellikle gençlerde ve çalışanlarda uyku bozukluğu,<br />
daha az hareket ettiğimiz daha çok oturduğumuz bir yaşam, anksiyete ve özgüven sorunları ile<br />
ilişkilendiriliyor. Bu nedenle artık dijital hijyen / dijital detoks önerilerini daha aktif şekilde gündeme<br />
gelmeye başladı. Dijital detoks, zaman yönetimi ve sınır koymak, yorgunluk ya da tükenmişlik hissine<br />
iyi gelebilir. Bu davranışlar, zihinsel yorgunluğu azaltmada bilimsel olarak kanıtlanmış ve son derece<br />
etkilidir. Sınır koyma becerisi tükenmişlikten korunmanın en önemli aracıdır. Başkalarının taleplerine<br />
veya iş yüküne ‘hayır’ diyebilme becerisi, kişisel zamanı ve enerjiyi korur. Sınır koymak, sadece<br />
başkalarına karşı değil, kişinin kendi mükemmeliyetçi iç sesine de sınır koymayı kapsamalıdır. Dijital<br />
detoksta ise özellikle yatmadan bir saat önce tüm ekranların kapatılması, beynin uyku hormonu<br />
olan melatonin salgılamasına yardımcı olabilir. Belirlenen saatlerde bildirimleri kapatmak, sürekli<br />
tetikte olma hâlini azaltabilir. Zaman yönetimini ise sadece görevlerin listelenmesi olarak<br />
değerlendirmeyin. Gün içinde enerjinin yüksek olduğu saatleri belirleyip en zorlu bilişsel görevleri bu<br />
saatlere yaparak, bilişsel tükenmeyi önleyebilirsiniz.”<br />
<br />
<strong>Anı yaşamaya odaklanın</strong><br />
<br />
Yorgunluk ve tükenmişlik halinden korunmanın yollarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar,<br />
şöyle konuştu: “Herkesin uygulayabileceği stratejilerden biri farkındalık (mindfulness) ve nefes<br />
egzersizleridir. Anı yaşamaya odaklanmak, zihnin sürekli geçmiş kaygıları veya gelecek endişeleri<br />
arasında dolaşmasını azaltabilir. Düzenli diyafram nefesi, otonom sinir sistemini<br />
dengeleyerek dinlenme ve sindirimden sorumlu parasempatik sistemi aktive eder. Enerjiyi tüketen<br />
değil, anlam ve amaç katan aktivitelere zaman ayırmak. Aile, arkadaş, meslektaşlarla gerçek temas,<br />
yalnızlığı ve tükenmişlik riskini azaltan en güçlü faktörlerden biridir. Kendine karşı nazik olmak ve<br />
hatalı olduğunda veya zorlandığında kendini yargılamak yerine destek olmak mükemmeliyetçilikle<br />
mücadelede en etkili araçtır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/modern-hayatin-sessiz-salgini-dijital-yorgunluk</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 00:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2025/12/muge-yasar-djital-yorgunluk.jpeg" type="image/jpeg" length="93252"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir Şehir Hastanesi Mamografi Eşliğinde Biyopsi]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/izmir-sehir-hastanesi-mamografi-esliginde-biyopsi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/izmir-sehir-hastanesi-mamografi-esliginde-biyopsi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Şehir Hastanesi’nde uygulanmaya başlanan mamografi eşliğinde stereotaktik kalın iğne biyopsi işlemi ile öncü rolü üstlenmeye devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İzmir’de, Kamu hastaneleri içinde sadece&nbsp;İzmir Şehir Hastanesi’nde&nbsp;uygulanmaya başlanan mamografi eşliğinde stereotaktik kalın iğne biyopsisi ile&nbsp;meme ultrasonunda görülemeyen sadece&nbsp;mamografide görülen lezyonlar ameliyata gerek kalmadan&nbsp;tespit ediliyor ve anında alınan biyopsi ile kesin tanı konuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Meme kanserinde erken tanının önemini bilen, bu nedenle rutin kontrollerini yaptırmak amacıyla meme taraması yaptıran 45 yaşındaki kadın hastanın mamografi sonucunda, sol memede kuşkulu mikro lezyonlar saptandı. Bu lezyonların meme kanserinin erken bulgusu olabileceğinden dolayı hastanın meme ultrasonu ve meme MR’ı çekildi. Son olarak net bir tanı konulabilmesi amacıyla mamografi eşliğinde stereotaktik yöntemle biyopsi ile lezyonlar başarıyla alındı ve patolojiye gönderildi.</p>

<p style="text-align:justify">Hastaya işlemi uygulayan ve&nbsp;sonucun iyi huylu çıkmasını tüm kalbiyle dileyen&nbsp;Radyoloji Doktoru Prof. Dr. Zehra Hilal Adıbelli; “Bu işlem hastalarımız için büyük fayda sağlamakta. Sonucu iyi huylu gelen lezyonlar için hasta gereksiz ameliyattan kurtulabilmekte, kötü huylu gelen lezyonlar içinse cerrahi operasyon ve tedavi bu bilgi ile daha doğru planlanabilmektedir. Hastanemizde bulunan mamografimiz ile stereotaktik biyopsi, stereotaktik meme işaretleme ve kontrastlı mamografi işlemleri de başarıyla yapılmaktadır.” dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/izmir-sehir-hastanesi-mamografi-esliginde-biyopsi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Apr 2024 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2024/04/874-a8585.JPG" type="image/jpeg" length="21476"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayramda beslenmeye dikkat!]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/bayramda-beslenmeye-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/bayramda-beslenmeye-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bayram denilince akla ilk gelen, tüm ailenin biraraya geldiği sevdiklerimizle buluşup başında
saatlerce sohbet ettiği geniş sofralar. Peki ramazan bayramında hem lezzetli sofraların keyfini
sürüp hem de sağlıklı beslenmek mümkün mü? Sorunun cevabı Medicana Sağlık Grubu Beslenme
ve Diyet Uzmanlarından Seda Uşarer’de geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">12 – 13 saatlik açlık sürelerinden sonra, 9 günlük tatil ile birlikte bir ramazan ayını daha geride<br />
bırakırken, Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Seda Uşarer,<br />
bayram dönemindeki uzun tatili sağlıklı beslenme düzeni oluşturmak için nasıl fırsata<br />
çevirebileceğimizi anlattı.<br />
Bayram döneminde hem lezzetli sofraların keyfini sürüp hem de sağlıklı beslenmenin mümkün<br />
olduğunu belirten Uşarer, rehavete kapılmadan, beslenme alışkanlıklarımızı çok fazla<br />
değiştirmeden, bolca hareket ederek ufak kaçamakların tolere edilebileceğini söyledi.<br />
Sütlü Tatlı Tercih Edilmeli<br />
Diyetisten Seda Uşarer, güne mutlaka kahvaltı ile başlanması gerektiğinin altını çizerek, öğünlerde<br />
yenilebilecek yemekleri şöyle sıraladı: “Yumurta, peynir, taze sebzeler, zeytin ve 1-2 dilim esmer<br />
ekmek tüketebilirsiniz. Simit, poğaça, börek gibi hamur işlerinden uzak durulmalıdır. Öğün aralıkları<br />
4-5 saat olacak şekilde planlama yapabilirsiniz. Erken kahvaltı yaptıysanız yaklaşık 4 saat sonra öğle<br />
yemeği olarak 1 tabak sebze yemeği ve 1 kase yoğurt yiyebilirsiniz. Ara öğünde 1 porsiyon meyve<br />
ya da ziyarete gittiğiniz yerde tercihen sütlü tatlı tüketebilirsiniz. Akşam yemeği en geç saat 19:00 -<br />
19:30 olacak şekilde planlanmalıdır. Yemekte kuru baklagil ya da etli bir yemek ve yanına salata ya<br />
da zeytinyağlı sebze tercih etmeniz sağlıklı olacaktır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Su Tüketimi Önemli</strong><br />
Bayramda da normalde olması gerektiği gibi porsiyonların kontrollü olması gerektiğine değinen<br />
Uşarer, “Aksi takdirde hazımsızlık, şişkinlik gibi sindirim problemleriyle karşılaşabilirsiniz. Gün<br />
içerisinde mutlaka bol su içmelisiniz. Ziyaretler sırasında içilen çay, kahve gibi içecekler vücuttan su<br />
kaybına neden olacağı için gün için 2-2,5 litre su içmelisiniz. Sıvı ihtiyacı asitli kolalı içeceklerden ya<br />
da taze sıkılmış meyve sularından karşılanmamalıdı” dedi.<br />
Seda Uşarer, gün içinde yapılacak 1 saatlik yürüyüşün metabolizmayı hızlandıracağını belirterek,<br />
“Size sunulan her ikramı kabul edip bitirmek zorunda değilsiniz. Kibarca hayır diyebilmeli ya da<br />
yanınızdaki kişiyle tabağınızı paylaşabilirsiniz” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/bayramda-beslenmeye-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Apr 2024 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2024/04/seda-usarer.JPG" type="image/jpeg" length="17660"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ege Üniversitesinde sağlık alanına yönelik yatırımlar devam ediyor…]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/ege-universitesinde-saglik-alanina-yonelik-yatirimlar-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/ege-universitesinde-saglik-alanina-yonelik-yatirimlar-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık alanında Türkiye’nin referans merkezi olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde bir yandan kliniklere teknolojik yatırımlar yapılırken diğer yandan da yeni üniteler hastaların hizmetine sunuluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>EÜ Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalına kazandırılan&nbsp; “İleri Vestibüler Tanı ve Rehabilitasyon Ünitesi”nin açılışı gerçekleştirildi. Açılışa; EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlkin Şengün, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rüçhan Sertöz, EÜTF Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Devrim Bozkurt, KBB Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Kirazlı, bölüm akademisyenleri ve çalışanlar katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda EÜTF Hastanesine önemli yatırımlar yaptıklarını kaydeden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalımız, yapılan yatırımlar neticesinde yeni teknolojilerle donatılarak özel bir klinik haline geldi. Tüm kliniklerimizin, son teknolojik cihazlarla donatılması konusuna üst yönetim olarak önem veriyoruz. Yakın bir zaman içerisinde &nbsp;Merkezi Ameliyathanemizi resmi olarak açacağız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın destekleriyle hastanemiz, yeni yıla borçsuz olarak girdi. 2024 yılında da Tıp Fakültesi üst yönetimi ve anabilim dalı başkanlılarımızla ortak akıl çerçevesinde çalışarak, bu tür yatırımlara devam edeceğiz. Amacımız, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde kaliteli sağlık hizmeti sunmak. Bunun yanında sağlık turizmi açısından da çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.</p>

<p><b>“Bölgemizde, uygulamanın yapılacağı tek merkeziz”</b></p>

<p>İleri Vestibüler Tanı ve Rehabilitasyon Ünitesinin kliniğe sağlayacağı katkıları anlatan KBB Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Kirazlı, “Özellikle baş dönmesi şikâyeti ile başvuran hastalarda ayırıcı tanıya gitmek için kimi zaman konvansiyonel testler yeterli olmamaktadır.&nbsp; Bu ünite ile tanısı zor konulan ve etkili tedavi alamayan dengesizlik ve baş dönmesi hastalıklarının tanısında ileri düzey objektif tanısal testler ile tanı konulacak, tanı algoritması geliştirilecek ve beraberinde sanal gerçeklik vestibüler rehabilitasyon uygulamaları ile modern vestibüler rehabilitasyon programları uygulanabilecektir. Ege Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı İleri Vestibüler Tanı ve Rehabilitasyon Ünitesi, Türkiye’de ileri vestibüler tanı ve rehabilitasyonun uygulanacağı nadir kliniklerden biri ve bölgemizde ise tek merkezdir. Üniversitemizin en büyük avantajı ise ülkemizde bu değerlendirmeleri multidisipliner yapan tek merkez olmasıdır. Bölümüze sağladığı desteklerden ötürü Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’a tüm bölümdeki hocalarım adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>--</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/ege-universitesinde-saglik-alanina-yonelik-yatirimlar-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jan 2024 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2024/01/ege-eutf-hastanesinde-ileri-vestibuler-tani-ve-rehabilitasyon-unitesi-hizmete-acildi-1.JPG" type="image/jpeg" length="21852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EÜ “I. Uluslararası Odyoloji Sempozyumu”na ev sahipliği yaptı]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/eu-i-uluslararasi-odyoloji-sempozyumuna-ev-sahipligi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/eu-i-uluslararasi-odyoloji-sempozyumuna-ev-sahipligi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalı ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü işbirliğiyle düzenlenen "I. Uluslararası Odyoloji Sempozyumu," baş dönmesi ve denge bozuklukları konusunda önemli bir bilgi ve deneyim paylaşımına ev sahipliği yaptı. Ulusal ve uluslararası alandaki uzmanları bir araya getiren etkinlikte, yetkin isimler en güncel bilgileri katılımcılara aktardı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sempozyumun açılışında konuşan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sezai Taşbakan, iki fakültenin iş birliğinin, sağlık alanında önemli ve sürdürülebilir sonuçlara ulaşma konusunda büyük bir potansiyel taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Mehmet Sezai Taşbakan, fakülteler arası bu işbirliği, disiplinler arası etkileşim ve uzmanlık birleşimini vurgulayarak, sağlık hizmetlerinde kalite standartlarını yükseltmeyi amaçladıklarını da ekledi.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>“Baş dönmesi ve denge bozuklukları giderek artan bir sağlık sorunu”</b></p>

<p style="text-align: justify;">&nbsp;Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esin Çeber Turfan ise açılış konuşmasında, baş dönmesi ve denge bozukluklarının dünya genelinde giderek artan bir sağlık sorunu olduğunu ve hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen karmaşık bir konu olduğunu ifade etti. Bu tür multidisipliner etkinliklerin, sağlık profesyonellerini bir araya getirerek ortak bir dil oluşturmasının ve bu alandaki güncel bilgilerin paylaşılmasının önemine vurgu yaptı.</p>

<p style="text-align: justify;">Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Başkanı ve sempozyum başkanı Prof. Dr. Tayfun Kirazlı ise işitme ve denge problemlerinde, kulak burun boğaz ve odyoloji alanlarının bir araya gelerek sağlık sorunlarına daha etkili çözümler bulma potansiyeli ortaya koyduğunu ifade etti. Prof. Dr. Kirazlı, günün önemine dikkat çekerek, odyoloji ve kulak burun boğaz alanları arasındaki multidisipliner işbirliğinin hastaların sağlık deneyimini olumlu yönde geliştirebileceğini belirtti.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Ulusal ve uluslararası yetkin isimler güncel bilgileri paylaştı</b></p>

<p style="text-align: justify;">Sempozyum, açılış konferansı ve üç ayrı oturum ile ilk gününü tamamladı. Çevrimiçi olarak düzenlenen etkinlik, uluslararası konuşmacıların katılımı ile baş dönmesi ve denge sorunlarına ve değerlendirme yöntemlerine ilişkin çeşitli perspektifler sunmayı amaçladı.</p>

<p style="text-align: justify;">Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Fatih Oğüt’ün oturum başkanlığında gerçekleştirilen açılış konferansında, Prof. Dr. Tayfun Kirazlı tarafından “Ege Üniversitesi Vestibüler Tanı ve Rehabilitasyon Laboratuvarının Dünü, Bugünü ve Geleceği” konusu anlatıldı. Prof. Dr. Tayfun Kirazlı başkanlığında ve Odyoloji Bölümü Bölüm Başkanı ve Sempozyum Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Piştav Akmeşe moderatörlüğünde gerçekleştirilen Vestibüler tanı oturumunda Prof. Dr. Neşe Çelebisoy, Doç. Dr. İsa Kaya, Uzm. Ody. Mustafa Karabulut, Dr. Bernd Vermorken ve Doç. Dr. Prashanth Prabhu’nun &nbsp;sunumları ile devam etti.</p>

<p style="text-align: justify;">Son oturum olan vestibüler değerlendirmede ise Prof. Dr. Neşe Çelebisoy başkanlığında, Doç. Dr. Göksel Turhal moderatörlüğünde Ody. Recai Arslantaş, Prof.Dr. Enrico Armato, Dr. Ragaey Youssef, Odyoloji Bölümü Bölüm Başkan yardımcısı ve sempozyum başkan yardımcısı Dr.Öğr.Üyesi Gülce Kirazlı ve Ody. Melis Yılmaz konuşmalarını yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;"><b>Uygulamalı kurslar düzenlendi</b></p>

<p style="text-align: justify;">Sempozyumun ikinci günü, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim&nbsp; Dalı Vestibüler Tanı ve Rehabilitasyon Laboratuvarında düzenlenen yüz yüze kurs programıyla devam etti. Bu program, katılımcılara pratik beceriler kazandırmayı ve daha derinlemesine bir etkileşim ortamı sağlamayı amaçladı. Ege Üniversitesi Odyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülce Kirazlı direktörlüğünde düzenlenen kursta, Bakırçay Üniversitesi Odyoloji Bölümünden Araştırma Görevlisi Şüheda Baran ve Dr. Öğr. Üyesi Gülce Kirazlı, "Video Head Impulse Test (VHIT)," "Supression Head Impulse Test (SHIMP)," ve "Functıonal Head Impulse Test (FHIT)" konularında katılımcılara kapsamlı teorik bilgi sundu. Teorik bilgilerin ardından, her üç test de uygulamalı olarak katılımcılara gösterildi. Uygulamalı eğitim, katılımcıların bilgiyi pratiğe dönüştürmelerini sağlayarak daha derinlemesine bir öğrenme deneyimi sunmayı amaçladı. Katılımcılar, uzmanların rehberliğinde testlerin nasıl uygulandığını gözlemleme ve bu konuda doğrudan deneyim kazanma fırsatı buldular.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/eu-i-uluslararasi-odyoloji-sempozyumuna-ev-sahipligi-yapti</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Dec 2023 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2023/12/ege-eu-i-uluslararasi-odyoloji-sempozyumuna-ev-sahipligi-yapti-2.jpeg" type="image/jpeg" length="42725"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Egeli bilim insanlarından Tirozinemi Tip 1 hastalığının erken teşhisine yönelik proje]]></title>
      <link>https://www.izmirinhabercisi.com/egeli-bilim-insanlarindan-tirozinemi-tip-1-hastaliginin-erken-teshisine-yonelik-proje</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirinhabercisi.com/egeli-bilim-insanlarindan-tirozinemi-tip-1-hastaliginin-erken-teshisine-yonelik-proje" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Evran yürütücülüğünde hazırlanan “Tirozinemi Tip 1 Biyobelirteci Olan Süksinilasetonun Tayini İçin DNA Aptameri Temelli Yeni Bir Yöntemin Geliştirilmesi” başlıklı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) 2023-B-01/B GRUBU AR-GE Projeleri Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Proje ekibi, Tirozinemi Tip 1 hastalığının erken teşhisine yönelik yeni bir yöntem geliştirecek.</p>

<p style="text-align: justify;">Proje ekibini makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam kurumsal akredite bir araştırma üniversitesi olarak bilimsel çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Prof. Dr. Serap Evran hocamız yürütücülüğündeki bu projenin, Sağlık Bakanlığımızın nadir hastalıklar için yenidoğan tarama programlarının genişletilmesi ve sürdürülmesi hedefi ile yayınladığı ‘Nadir Hastalıklar Sağlık Strateji ve Eylem Planı’na önemli katkı sağlayacağına inanıyorum. Prof. Dr. Serap Evran hocamızı ve ekibini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” dedi.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>“Dezavantajları ortadan kaldıracak yeni bir yöntem hedefliyoruz”</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Serap Evran, “Enzim eksikliğinin neden olduğu kalıtsal ve nadir görülen bir hastalık olan Tirozinemi Tip 1, yenidoğanlarda ve erken çocukluk döneminde teşhis edilmediği durumda ne yazık ki ölüme kadar varan ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor. Erken dönemde teşhis edildiğinde ise belirli besinlerin kısıtlanması ve ilaç tedavisi yoluyla ölümcül komplikasyonların engellenmesi mümkün. Bu nedenle, Tirozinemi Tip 1’in yenidoğan tarama programlarına dahil edilmesi büyük bir öneme sahip. Proje sayesinde mevcut yöntemlerin dezavantajlarını ortadan kaldırabilecek yeni bir tayin yönteminin geliştirilmesini hedefliyoruz. Geliştirilecek bu yöntemin idrar örneklerinde pratik kullanım, kısa analiz süresi ve düşük maliyet gibi açılardan üstünlük sağlamasını bekliyoruz. Proje sonrasındaki klinik validasyonların tamamlanmasının ardından, tüm laboratuvarlarda yaygın olarak kullanılabilecek bir test haline getirilmesi mümkün olabilecek” diye konuştu.</p>

<p style="text-align: justify;">Proje ekibinde araştırmacı olarak Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenk Selçuki, bursiyer olarak ise Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı lisansüstü öğrencileri Ezgi Man ve Oğuz Gök yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirinhabercisi.com/egeli-bilim-insanlarindan-tirozinemi-tip-1-hastaliginin-erken-teshisine-yonelik-proje</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Dec 2023 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirinhabercisicom.teimg.com/crop/1280x720/izmirinhabercisi-com/uploads/2023/12/prof-dr-serap-evran-prof-dr-necdet-budak.jpeg" type="image/jpeg" length="37803"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
