Gerçekleşen toplantıya Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, CHP geçmiş dönem İzmir Milletvekili
Musa Çam, Çeşme Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Güler, Urla Kent Konseyi Başkan Vekili Cemil
Doğru, Avukat Şehrazat Mercan, kurum ve kuruluşların, siyasi partilerin, derneklerin ve sendikaların
temsilcileri, Urla Belediyesi meclis üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Toplantıda konuşan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, konuya belediye başkanı kimliğinin yanı sıra
Urla’da doğup büyümüş, eğitim hayatını burada sürdürmüş ve yaşamını Urla’da devam ettirecek bir
vatandaş olarak baktığını ifade etti. Yarımada’nın ulaşımının yalnızca otoyoldan ibaret olmadığını
belirten Başkan Balkan, otoyol kullanım maliyetlerinin artmasının alternatif güzergâhlara yönelecek
trafik üzerindeki etkisinin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ulaşım kararları bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmalı
Ulaşım kararlarının da bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınması gerektiğine dikkat çeken Selçuk
Balkan “Bir kentte imar planı yaparken yalnızca binaların nerede yükseleceğini hesaplamazsınız.
Nüfusu, altyapıyı, suyu, kanalizasyonu, otoparkı ve trafiği de hesaplarsınız. Urla önemli bir eğitim
ve yaşam merkezi. Dünyanın en büyük üç kampüsünden birine sahip İzmir Yüksek Teknoloji
Enstitüsü’nde binlerce öğrenci ve akademisyen bulunuyor. İskele’de Dokuz Eylül Üniversitesi Su
Ürünleri Fakültesi yer alıyor. Ekonomik ve eğitim hareketliliğinin yanı sıra Güzelbahçe’ye taşınması
planlanan İzmir Ekonomi Üniversitesi gibi gelişmeler de Yarımada’nın ulaşım yükünü arttıracak”
dedi.

Balkan, “Yarımada’nın ulaşım bütünüyle ilgili yeterli bir planlama ve fizibilite yapıldı mı?” sorusunu
yönelterek, otoyol kullanım maliyetindeki değişimin Urla, Güzelbahçe ve Yarımada’nın mevcut ulaşım
altyapısı üzerindeki etkilerinin ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
‘Mesele yalnızca otoyoldan kaç lira alınacağı değil’
Ulaşım maliyetindeki artışın yalnızca araç kullanan vatandaşları ilgilendiren bir konu olmadığını
belirten Balkan, bunun bölgenin ekonomik yaşamına da doğrudan yansıyacağını söyledi.
Ulaşım maliyetinin artması halinde bu maliyetin yalnızca bireysel araç kullanıcılarının değil, ürününü
pazara götüren çiftçinin, işine gidip gelen emekçinin, malını taşıyan esnafın ve müşterisine ulaşmaya
çalışan işletmelerin de üzerinde hissedileceğini belirten Balkan, “Ve sonunda bu maliyet, dönüp
dolaşıp vatandaşın cebine yansır” ifadelerini kullandı. Balkan ayrıca Urla Demircili’de yaşanan gemi
sorununa ilişkin olarak da bölgede uzun süre yürütülen mücadeleye değindi. Geminin kaldırılması
talebiyle her pazar eylem gerçekleştirdiklerini belirten Balkan, geminin kaldırılacağı yönünde karar
beklenirken, gemi sahibinin gemiyi bulunduğu yerde parçalama kararı aldığını ifade etti.
Avukat Şehrazat Mercan, gerçekleştirdiği konuşmasında dava açacaklarını ve sürecin takipçisi
olacaklarını vurgulayarak “Biz kendi menfaatlerimizi, kamunun menfaatlerini koruyacağız.

İzmir Çeşme yolunun yine kamunun olması için çabalayacağız. Belediye Başkanımız dava açalım dedi.
Bizler bir dava açacağız ve sürecin takipçisi olacağız” dedi.
Çeşme Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Güler ise gerçekleştirdiği konuşmasında 1992 yılında otoyolun
yapım maliyetinin 672 Milyon Dolar olduğunu belirterek “Geçtiğimiz sene 29 Mart’ta yine Urla’da
yakmıştık çoban ateşini. İlk otoyol eylemimizi Urla’da yapmıştık ve ses getirmişti. Fakat genele
yayılamamıştı. Bu yüzden bu toplantının bugün burada yapılması çok değerli. 1992 yılında otoyolun
yapım maliyeti 672 Milyon Dolar. Şimdi tüm Türkiyedeki yedi otoban iki tane köprü için 8 ila 10
milyar dolar arasında satılması hedefleniyor. Yani bunun kamu yararı nerede” dedi.

Otoyol özelliştirmesinin ülkede refaha yol açmayacağını ulaşım maliyetinin artması ile yaşam
pahalılığının artacağının altını çizen Urla Kent Konseyi Başkan Vekili Cemil doğru konuşmasında “Bu
yol; İzmir’e her gün işe gidip gelen memurumuzun, sağlık çalışanlarımızın, eğitim çalışanlarımızın,
işçimizin, Urla’daki kampüslere, okullara ulaşmaya çalışan öğrencilerimizin, yarımadanın tarım
ürünlerini, enginarını, balığını pazara ulaştıran çiftçimizin ve balıkçımızın, bölgeye mal getiren
lojistik ve taşımacılık sektörümüzün can damarıdır. Bu yolun özelleştirilmesi herhangi bir refaha yol
açmayacağı gibi ulaşım maliyetinin artması ile yaşam pahalılığı da artacaktır” ifadelerine yer verdi.
Toplantıda, otoyolların özelleştirilmesi sürecinin Yarımada’nın ulaşım sistemi üzerindeki olası
sonuçlarının yanı sıra trafik güvenliği, kent yaşamı, ekonomik faaliyetler, tarım, turizm ve çevresel
etkileri farklı yönleriyle ele alındı.
Katılımcılar, bölgenin ulaşım geleceğinin bütüncül bir planlama anlayışıyla değerlendirilmesi
gerektiğine dikkat çekti.



