Konak’ta kaldırım ve yol işgallerine geçit yok
Konak’ta kaldırım ve yol işgallerine geçit yok
İçeriği Görüntüle

Ege Üniversitesi (EÜ) Kariyer Planlama ve Başarı Koordinatörlüğü ile Fen Bilimleri Enstitüsü iş birliğinde düzenlenen Kariyer Etkinlikleri, sektör temsilcileri ile öğrencileri buluşturmaya devam ediyor. Fen Bilimleri Enstitüsü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Lisansüstü Eğitimin Sektördeki Önemi: Sohbet Serisi – I” başlıklı etkinliğin konuğu, DEGAM Yağ ve Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti. Ar-Ge Sorumlusu aynı zamanda Nükleer Teknoloji Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi Yusuf Azmi Akbaş oldu. Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Makine Teorisi ve Dinamiği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aysun Baltacı’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide Akbaş, lisansüstü eğitimin profesyonel iş yaşamına sağladığı vizyonu ve Türkiye’nin teknoloji üretimindeki yerini değerlendirdi.

Söyleşide lisansüstü eğitimin kendisine kattığı en büyük değerin bilimsel bakış açısı olduğunu vurgulayan Yusuf Azmi Akbaş, sanayide karşılaşılan sorunlara yaklaşım tarzının eğitimle değiştiğini ifade etti. Akbaş, “Lisansüstü eğitimin bana sağladığı en büyük kazanım, şüphesiz ki güçlü bir araştırma ve bilimsel bakış açısı geliştirmek oldu. Karşılaştığımız her soruna ezbere ve aynıymış gibi müdahale etmek yerine, önce doğru soruyu sorabilmeyi ve asıl kök nedeni tespit edebilmeyi öğrendim. Artık süreçleri sadece varsayımlarla değil, kanıta dayalı verilerle değerlendirebiliyorum. Gerçek problemi görmeden atılan her adımın zaman kaybı olduğunu kavradığım için, bu analitik yaklaşımın hem akademide hem de çalışma hayatında bana kattığı değerin büyüklüğünü her geçen gün daha net hissediyorum” dedi.

Bacasız teknoloji ve patent bilinci

Akademik bilginin ticari ve ekonomik değere dönüştürülmesinin önemine değinen Akbaş, “Öte yandan, ülkemizin akademide makale üretme konusunda başarılı olmasına rağmen bu çalışmaları ticari modele ve patente dönüştürmekte geride kalmasını büyük bir eksiklik olarak görüyorum. Unutmayalım ki sadece fiziki üretim yapan, yani bacası tüten teknolojilere bel bağlayanlar değil; fikir ve teknoloji üreten ‘bacasız’ yapılar inşa edebilen ülkeler küresel ölçekte söz sahibi oluyor. Üretmezsek tüketiriz; tüketirsek de aynı döngü içerisinde kalır ve fakirleşiriz. Özel sektör akademiden çok daha hızlı ilerlese de son yıllarda teknokentler ve üniversitelerin EBİLTEM gibi teknoloji transfer yapıları sayesinde bu makas kapanmaya başladı. Uluslararası geçerliliği olan fikri mülkiyet haklarımızı koruma altına almak ve akademi-sanayi iş birliğiyle ürettiğimiz bilgiyi katma değere dönüştürmek, geleceğimiz için en kritik adımdır” diye konuştu.

Öğrencilerin ilgi gösterdiği etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.